etkinlikler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
etkinlikler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

09 Ağustos 2008

PATLICAN SALATASI YE#37 MANGAL KEYFİ

Merhaba,

Bu ayki etkinlik nedir diye şöyle bir araştırayım dedim. Bir de ne göreyim sevgili Tuğba'nın ev sahipliğinde mangal keyfini yaşayacağız. Kısa süre önce aşağıda tarifini yayınladığım patlıcan salatam ile etkinliğe katılmaya karar verdim, öyle ya mangal yakılır da patlıcan salatası yapılmaz mı?

Sevgili Tuğba'ya etkinlikte kolaylıklar diliyorum. Umarım bol katılımlı bir etkinlik olur.




Merhaba,


Sonunda evime döndüm. İstanbul seyhati çok güzel geçti, oğlumla gittiğim için çok fazla gezemedim. Zaten İstanbul trafiği malumunuz bir yerden bir yere giderken insanı resmen bunaltıyor. Ama yine de bu gidişimde vapura binebildim. En son 2-3 sene önce binmiştim, denizin köpük köpük oluşunu ve martılara simit atmayı özlemişim. Çok iyi geldi bana, Kuzey de bayıldı bu işe maalesef fotoğraf makinem bozuk olduğu için hiç resim çekemedim. 4 günlük seyahatin ardından eve döndüm, temizlik yaptım, çamaşır yıkadım ve hafta içi tüketmek üzere yemekler yaptım. Nereye gidersem gideyim evimi ve mutfağımı çok özlüyorum. Bu arada sürekli yeni denemeler yapıyorum ama fotoğrafları olmadığı için yayınlayamıyorum. Ama arşivden bir-iki yemek tarifi çıktı onları sırayla yayınlamaya başlayacağım. İlki patlıcan salatası, benim kadar patlıcan seven herhalde yoktur. Ben patlıcanın her türlüsüne bayılırım: Karnıyarık, musakka, kızartma, babagannuç... mmmmm....


işte tarif:

5-6 adet patlıcan
1 baş soğan
3-4 adet sivri biber
1 adet domates
5-6 diş sarmısak
yarım limon

Patlıcanları közleyip kabuklarını suyun altında iyice soyuyoruz. Daha sonra küp küp kesip, üzerine yine küp kesilmiş domates ve soğanları ekliyoruz. Sivri biberleri ince kıyıp onları koyduktan sonra, düvülmüş sarmısakla birlikte tuz-zeytinyağı- limon ekliyoruz. hepsini harmanlayıp servis yapıyoruz, Afiyet olsun.

05 Ocak 2008

GÜLLAÇ


Şimdi nerden çıktı bu demeyin. Güllaç hayatımda yaptığım en kolay ve en hafif tatlı...Benim çok sevdiğim ve İstanbul'a taşınan arkadaşlarım var: Saliha ve Mehmet... Ankara'da otururlarken çok sık bir araya gelirdik, ama şimdi fazla görüşemiyoruz tabiii. Sevgili arkadaşlarım özellikle de Mehmet güllaca bayılır, her sene Ramazan boyunca nerdeyse 2-3 günde bir görüştüğümüz için her görüşmemizde bu güllacı isterdi benden. Bu bayram Ankara'ya geleceklerini öğrenince Yıldırım (sevgili eşim) aradı taradı sonunda güllacı bulup getirdi. Bana da yapmak düştü, Mehmet ve Saliha bayramda güllaç görünce gözlerine inanamadılar.


E hadi tarifini veriyorum işte:


Malzemeler:

500 gr. lık bir paket güllaç
2,5 litre süt
2-3 su bardağı toz şeker
1 su bardağı iri dövülmüş ceviz
1/2 adet ayıklanmış nar


Yapılışı:

Süte şekeri ekleyip bir tencerede kaynatıyoruz. Altını kapatıyoruz ve kenarları yüksek bir tepsiye (ben her seferinde büyük dikdörtgen borcam kullanıyorum) güllaçları üst üste diziyoruz. Güllaçların yarısını dizince sıcak sütün yarısını üzerine boca ediyoruz. Araya dövülmüş cevizi serpiştirip güllaçların diğer yarısını da tekrar üzerine diziyoruz. Kalan sütü üstüne boca edip ağzını sıkıca kapatıyoruz. Oda ısısına ulaşınca buzdolabında tamamen soğuyuncaya kadar bekletiyoruz. Bu arada güllaçlar sütün hemen hepsini çekmiş olacaktır. Üzerine narları serpiştirerek servis yapıyoruz.

Afiyet olsun.

Not: Normalde güllaç yapımı daha farklıdır. Tepsiye dizdiğiniz her katın üzerine 1-2 kepçe süt gezdirirsiniz. Fakat öyle yapınca da sütün çoğu alta süzülüyor ve güllaç sütün hepsini çekmiyor. Tatlının altında gereğinden fazla süt birikiyor. Dahası en üstte kalan güllaç diğer katlara göre daha kuru kalıyor. Bunun yerine ben en üste sütü dökmeyi tercih ediyorum. İkinci önemli nokta da güllaç miktarına göre değil de daha küçük bir kap kullanırsanır güllacınız yüksek ve gösterişli olur.

16 Aralık 2007

EV BAKLAVASI


İnanılır gibi değil ama ben baklava yaptım! Ne zamandır öğrenmek istiyordum, genelde bayramlarda tatlı olarak şekerpare gibi tatlılar yapıyordum. Tabii şekerpare de çok güzel bir tatlı ama bayram için çok uygun değil. Bilirsiniz bayramlarda şöyle ağır oturaklı tatlılar yapılırdı bizim büyüdüğümüz evlerde... Bu hafta sonu bebek telaşı nedeniyle Berna ve Güler Ablam bizde kalıyorlardı, bana baklava yapmayı öğretir misin, dedim o da kabul etti. Düşündüğümden daha kolaymış, saatlerce uğraştıktan sonra ortaya nefis bir baklava çıktı. Son zamanlarda aştım mı ne... Eşim şok geçirdi! Çok mutluyum artık ben de bayramlarda baklava açacağım. Teşekkür ederim Güler Abla! Bu tarifi aslında arefe günü yayınlayacaktım ama belki denemek isteyen olur diye bugünden yayınlıyorum. Ben tarifi 2 misli yaptım yaklaşık 2 büyük tepsi baklava çıktı. Bana, anneanneme, Nezahat'a ve Berna'ya da yarımşar tepsi düştü. Ama sizin 2 tepsi baklavaya ihtiyacınız yoktur sanırım:) O yüzden burada normal tarifin yarısını vereceğim.

Son kiii, üç dört!

Tarif geldiiiii....



Malzemeler:


Hamuru için
1/2 su bardağı su
1/2 su bardağı süt
1/2 su bardağı sıvı yağ
1 yemek kaşığı yoğurt
1 yumurta
1/2 tatlı kaşığı tuz
1 tatlı kaşığı şeker
1/2 paket kabartma tozu
Aldığı kadar un


İçi için
1 su bardağı iri dövülmüş ceviz


Üzerine
2 su bardağı sıvı yağ
1 yemek kaşığı tereyağ


Şerbeti
3 su bardağı toz şeker
2,5 su bardağı su
1 tatlı kaşığı limon suyu


Açmak için

1/2 kg nişasta

Yapılışı:

Tüm hamur malzemelerini yoğurup kulak memesinden biraz daha yumuşak bir hamur elde ediyoruz. Üzerini temiz bir bezle örtüp bir kenarda 2 dakika kadar dinlendiriyoruz.

Dinlendirdiğimiz hamurları cevizden daha küçük olacak şekilde 40 adet minik bezeye ayırıyoruz.


İlk yuvarladığımız bezeden başlayarak 10 adet bezeyi alıyoruz ve teker teker 13-15 cm çapında açmaya başlıyoruz. Bezeleri açarken kesinlikle un değil sadece nişasta kullanıyoruz. Açtığımız 10 adet hamuru aralarına bol nişasta serperek üst üste diziyoruz. Nişastaları serpikten sonra elimizi üzerinde hiç gezdirmiyoruz. Üst üste dizdiğimiz hamurları 50cm çapına ulaşıncaya kadar merdane yardımıyla her tarafı aynı incelikte olacak şekilde açıyoruz.

Resimdeki benim ellerim tanıştırayım... :)

Böylece ilk katımızı elde edeceğiz, ilk katı tepsiye yerleştiriyoruz.

Not: tepside 40 kat hamur olacaktır. Bunları onarlı gruplar halinde açtığımızda 4 kat hamur elde edeceğiz.

İkinci on katı da aynı şekilde açarak tepsiye diziyoruz ve bu işlem sonrasında dövülmüş cevizin yarısını üzerine serpiyoruz.

Sonra diğer 2 katı da onarlı gruplar halinde aynı şekilde açarak ilk tepsiyi tamamlıyoruz. İkinci tepsiye de aynı işlemi uyguluyoruz.

Baklavaları alengirli :) şekiller vererek kesiyoruz.

Bir kapta 2 bardak sıvı yağ ve 1 yemek kaşığı tereyağı eritip fokurdamaya başladıktan sonra 5-10 dakika kaynatıyoruz. Kaynayan yağı kepçeyle hamurun her tarafına döküyoruz. Burada önemli olan yağın iyice kaynatılmasıdır, öyle ki hamura döktüğünüzde cızzz! diye ses çıkması lazım. Denemek için önce yemek kaşığı ile biraz yağı hamura döküp cızırdamaya başlayıp başlamadığını kontrol ediyoruz. Eğer cızırdamadıysa Güler Ablamın çatık kaşlarıyla karşılaşıyor ve yağı kaynatmaya devam ediyoruz.

Yağı tepsinin her tarafına paylaştırıp, fırına sürüyoruz. Benimkiler 200 derece fırının fanlı ayarında 60-65 dakikada kızardılar...

Fırından çıkardığımız baklavalar için 2 seçeneğimiz var. İstersek şerbeti hazırlayıp dökebiliriz, ya da benim gibi baklavayı 2-3 gün önceden pişirip şerbeti kullanmadan 1 gece önce de dökebiliriz. Şerbeti hemen dökeceksek tarif aşağıda:

Su ve şekeri kaynatıp, limon suyunu da ekliyoruz. Ateşten alıp sıcak hamurun üzerine ılık halde döküyoruz ve bir gece bekletiyoruz.

Şerbeti sonra dökeceksek soğuk hamura sıcağa yakın ılık şerbeti döküyoruz ve yine bir gece çekmesini bekliyoruz.

İşte hepsi bu...

Afiyet olsun.

12 Aralık 2007

PASTANE POĞAÇASI PORSELEN DEMLİK ÇAY SAATLERİ ETKİNLİĞİ 8

Ne zamandır katılmak istediğim bir etkinlikti, ama bir türlü bir şeyler hazırlamak kısmet olmamıştı. Bu sefer daha önceden hazırlayıp yayınladığım pastane poğaçası tarifiyle katılmak istedim. Bu ayki etkinliğe keskinlinin mutfağı ev sahipliği yapıyor. Kendisine kolaylıklar dilerim.



Evet sonunda Berna (görümcemin kızı) kalmaya bize geldi. Hamileliğinin son günlerini yaşıyor, sancılar başlayınca Polatlı'dan zor olacak diye bugün Ankara'ya yerleştiler. Hep beraber heyecandan ölüyoruz, bugün-yarın en geç cumaya bebek geliyor hayırlısıyla... Bakarsınız hastaneden sonra bize yine uğrarlar hatta doğumdan sonra 1-2 gün kalmalarını hayal ediyorum ama ona söyleyemiyorum. Biz de böylece biraz yeni doğmuş bebek kokusu çekeriz içimize... Hatta ben doktoru izin verirse doğuma bile girmek istiyorum, Berna'cık doğal olarak çok korkuyor çünkü... Ben de normal doğuma şahit olmak istiyordum zaten, benimki de normal olmuştu ama ben artık unutmak üzereyim Kuzey çok büyüdü. Neyse hayırlısı ile her ikisi de sağlıkla atlatsın da başka bir şey istemiyoruz...


Gelelim poğaçaya:

Aradım taradım, sordum soruşturdum ama içime sinen bir pastane poğaçası tarifine rastlamadım. Hayatımda ilk defa olarak bir hamur işini kafamdan uydurarak yaptım. Valla çok da iyi ettim çünkü bizimkiler tadına bayıldılar, tam pastanelik kokular yükseldi mutfaktan. Ben mi tabi ki yiyemedim, malum rejimdeyim... :(


Malzemeler:
1 pk yumuşak margarin
1 su bardağı su
1 su bardağı süt
1 su bardağı yoğurt
4 yemek kaşığı toz şeker
2 tatlı kaşığı tuz
2 tatlı kaşığı mahlep
1 paket yaş maya
1 yumurta (beyazı içine, sarısı dışına)
aldığı kadar un

Yapılışı:

Tüm malzemeleri karıştırıp, iyice yoğuruyoruz. Üzerini temiz bir bezle örtüp, sıcak bir köşede 30-40 dakika kadar mayalanmaya bırakıyoruz. Daha sonra istediğiniz bir iç malzemesiyle doldurup yarım ay şeklinde veya yuvarlak şekil vererek tepsiye diziyoruz. Üzerine yumurta sarısı sürüp çatalla çizikler atıyoruz. 200 derece fırında üzeri iyince kızarana kadar pişiriyoruz. Mis gibi yumuşacık poğaçaları eğer diyet yapmıyorsak mideye indiriyoruz.


Afiyet olsun...

09 Aralık 2007

ZEYTİNYAĞLI SOĞAN DOLMASI ye#29


Bu ayki etkinliğin konusu zeytinyağlılar, yani tam bizim evin konusu... Bizde neredeyse her türlü zeytinyağlı hafta sonları çeşit çeşit pişer: yaprak sarması, yer elması, kereviz, pırasa, barbunya vb... Ben de bu ayki etkinliğe hangisi ile katılacağımı uzun uzun düşündüm. Diğer çeşitleri daha önce zeytinyağlılar kategorisinde burada yayınlamıştım ama bu sefer değişik bir türle etkinliğe katılmak istedim. Sonunda soğan dolması yapmaya karar verdim. Bu dolmanın bir de hikayesi var:

Bundan 9-10 yıl kadar önce daha yeni evliyim ve mutfakta derme çatma bir takım yemekleri kafasını gözünü yara yara, boza-deneye yapmaya çalışıyorum. Zeytinyağlı yaprak sarması yapacağım, içini hazırladım sarmaya başladım. O arada çat kapı anneannem (canım beniim!) geldi. Sarmaları sardım bitirdim ama -o zamanlar elimin ayarı da yok-o kadar çok iç arttı ki evde de hiç sebze yok doldurabileceğim, çok moralim bozuldu bu kadar iç ne olacak diye. Anneannem, düşündüğün şeye bak, dedi gel soğan dolması yapalım kalanı ile. Oda neyin nesi? şaşkın bakışlarım arasında soğanları haşlayıp sardı ve pişirdik. Parmaklarımızı yedik eşimle, bayıldık... İnsanoğlu neler icat ediyor, kırk yıl düşünsem aklıma gelmez soğandan dolma yapmak, neyse artık tarife geçelim:


Malzemeler:
10 adet kırmızı soğan
(normal soğanlardan da olabilir, lezzeti ve görüntüsü daha güzel olduğu için ben kırmızıyı tercih ettim)

İç Malzemesi:
1 orta boy soğan

1 su bardağı pirinç
1 paket dolmalık fıstık
1 paket kuş üzümü
1 bardak zeytinyağı
1 yemek kaşığı nar ekşisi
1 adet limon
Yarım çay kaşığı tarçın
Yeni bahar, karabiber
Tuz
1 tatlı kaşığı şeker
Kıyılmış maydonoz ve dereotu
2 bardak su

Yapılışı:
Öncelikle soğanların kabuklarını soyup, bir tarafına boydan boya bir kesik atııyoruz. Üstünü geçecek şekilde su koyup tencerede soğanlar şişinceye kadar pişiriyoruz. Soğanlar pişince altını kapatıp çok dikkatli bir şekilde sudan alıyoruz ve bir kenarda soğumaya bırakıyoruz.

İç malzemesinin hazırlanışı:
Zeytinyağından 1 parmak kadarını ayırıp gerisini tencerede kızdırıyoruz ve fıstıkları kızgın yağda 1-2 dakika çeviriyoruz. Küp kesilmiş 1 adet soğanı da ekleyip soğanlar ölünceye kadar kavuruyoruz. Pirinci de ekleyerek 1-2 dakika da onu kavuruyoruz. Üzerine yarım su bardağı suyu koyup, kısık ateşte suyunu çekene kadar kapağı kapalı olarak pişiriyoruz. Suyunu çekince altını kapatıp; kuş üzümü, nar ekşisi, yarım limon suyu (yarısını daha sonra kullanmak üzere ayırıyoruz), tarçın, yeni bahar, karabiber, tuz, şeker, maydanoz ve dereotunu ekleyerek güzelce karıştırıyoruz. Pişen soğanlar soğuduktan sonra katlarını dikkatlice ayırarak, içine iç malzemesinden koyup bezbol topu şeklinde sarıyoruz.


Tencereye diziyoruz ve üzerine kalan 1,5 su bardağı suyu ve ayırdığımız 1 parmak zeytinyağını döküyoruz. Dolmalar suyunu çekene kadar pişiriyoruz. Suyunu çeken dolmamızı ocaktan alıp üzerine yarım limon suyunu ekleyip oda sıcaklığında soğuyana kadar bekletiyoruz. Soğuduktan sonra tencereden dikkatlice alıp kapaklı bir borcama diziyoruz ve buzdolabına kaldırıyoruz. Soğan dolmamız hazırdır.

Afiyet olsun….

ZEYTİNYAĞLI HAVUÇ ye#29


Bizim evde zeytinyağlılara özel bir önem verilir. Her hafta Cumartesi günü 2-3 çeşit zeytinyağlı pişiriyorum, hafta içi bayıla bayıla yiyoruz. 3-4 haftada bir de artan havuçlardan zeytinyağlı yapıyorum, hem kolay hem de lezzetli oluyor.

Tarif?

verdim bile :)

Malzemeler:

1/2 kg havuç
1 orta boy soğan
1,5-2 çay bardağı zeytinyağı
1 tepeleme yemek kaşığı pirinç
1 limon
1 tatlı kaşığı şeker
tuz

Yapılışı:

Havuçlar verevine dilimlenir. Kızdırılmış zeytinyağında küp doğranmış soğanla birlikte sararana kadar kavrulur. pirinçler aklenip üzerine de dört su bardağı su konur. Tuz ve şeker eklendikten sonra pişmeye bırakılır. Suyunu çekinceye kadar kısık ateşte pişirilir. Ateşten alındıktan sonra limonun suyu eklenir ve kapaklı bir borcam içinde buzdolabına kaldırılır.

Afiyet olsun.

14 Ekim 2007

KIŞLIK DOMATES KONSERVESİ


Evet biraz geç oldu biliyorum, domatesler hem pahalandı hem de azaldı ama yine de yapmak isteyip de henüz denemeyenler olursa diye son anda yayınlamaya karar verdim.


Yapılışı:
Ben bu sefer 10 kg domatesten yaptım 1 kg dan 1 standart kavanoz domates çıkıyor. Domatesleri blenderdan geçirip büyükçe bir tencereye koydum. 2-3 tatlı kaşığı tuzu ekleyip kaynamaya bıraktım. Kaynadıktan sonra 1 saat kadar kısık ateşte pişirip sıcak olarak kavanozlara doldurdum ve ağzını sıkıca kapattım. Düz bir zemine ve tercihen mutfakta fazla kullanılmayan bir köşeye bir bez sererek kavanozları ters çevirdim. Bu şekilde hiç kıpırdatmadan 2 gün bekletip hepsini rafa kaldırdım. Kapağını açmadığınız sürece bozdolabında sakalamanıza gerek yok ama kapağını açınca mutlaka dolaba kaldırmak gerekiyor. Afiyet olsun.