hamur işleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hamur işleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

07 Mart 2015

19 Kasım 2008

FITÇIN



Evet bomba tariflerle döneceğimi söylemiştim. Gerçekten de bomba lezzetli bir Çerkez böreği fıtçın… İsmini daha öncede duymuştum ama ben İç Anadolu yöresinin bir yemeği olduğunu sanıyordum, meğer Çerkez yemeğiymiş haberim yoktu, ne ayıp J Yediğim günden beri aklımdan çıkmayan, çok lezzetli, ben de öğrenmeli ve en kısa zamanda yapmaya başlamalıyım dediğim bir yemek türü. İlk yapışımda kararı tam tutturamadım ama ikincisinde çok beğenildi. İlkinde aşırı kalın yapmışım ve içinde eksik malzemeler varmış, neyse sonunda nasıl yapıldığını öğrendim.

Yapımı çok zor değil aslında hamuru yoğurduktan sonra öyle çok düzgün açmaya da gerek yok. Neyse hemen tarife geçeyim ben…

Malzemeler:

Hamuru için:
Yarım su bardağı süt
2 kaşık yoğurt
1 çay bardağı sıvı yağ
Tuz
Bir tutam şeker
Yarım paket yaş maya

İç harcı için:
300 gr. kuzu kıyma
1 baş rendelenmiş kuru soğan
2 adet minik küpler halinde doğradığımız domates
2 diş sarımsak
Tuz
Karabiber
1 yemek kaşığı pul biber
2-3 adet ince kıyılmış sivribiber
2 çay bardağı su

Yapılışı:

Hamuru malzemelerine unu ele yapışmayacak yumuşak bir hamur oluncaya kadar ekleyip yoğuruyoruz. Ilık bir ortamda dinlenmeye bırakıyoruz. Hamur mayalanırken içini hazırlıyoruz. Kıymayı, domatesleri, rendelenmiş soğanı, ezilmiş sarımsağı ve diğer tüm malzemeleri iyice harmanlıyoruz.
Harmanlama işleminin sonunda hamurun üzerine rahatça yayabileceğimiz sulu ve çiğ bir kıyma harcı olacak içimiz…

Mayalanan hamuru ikiye ayırıp yarısını tezgahın üzerinde 0,5 cm. kalınlığında oklava ile açıyorız ve yuvarlakça (benim yuvarlak tepsim küçük oldu kare kullandım) bir tepsiye ilk katı yayıyoruz. Hamuru tepsinin kenarlarından biraz taşırıyoruz ve üzerine kıyma harcımızı her tarafa eşit olarak dağıtıyoruz. Harç üzerine küçük tereyağı parçaları yerleştiriyoruz.






Hamurun ikinci yarısına da aynı işlemi uyguluyoruz ve kıymaların üzerine seriyoruz. Kenarlarından hafifçe taşırdığımız ilk kat hamurun kenarını üst katın üzerine örterek elimizle şekilli olarak birleştiriyoruz.


Üzerine yumurta sarısı sürüp üst kattaki hamurun tam ortasına çay tabağı kadar bir delik açıyoruz. Açtığımız deliğin kenarlarına bıçakla kesikler atıp ortaya çıkan minik yaprakları kenara doğru kaldırıyoruz. Hamurun ortasında ayçiçeği gibi bir görüntü oluşuyor, bunun amacı hamurun içinde su birikmesini engellemek ve kıymaların pişmesini sağlamak…


170 derece fırında üzeri iyice kızarana kadar pişirip sıcak olarak üçgen şeklinde ve tabii ki ayranla servis yapıyoruz.


Afiyet olsun.

17 Ağustos 2008

MAYASIZ POĞAÇA


Son zamanlarda pek çok poğaça tarifi denedim. Çoğunlukla mayalı poğaçalardı. Ama ben hemen her hafta sonu poğaça yaptığım için artık değişik bir tarif bulmak gerekiyordu. Aklıma 2 -3 yıl kadar önce Efser'ciğimde yediğim kabartma tozlu poğaça geldi. Hemen bir mail attım, akşama tarifim elime ulaşmıştı bile. Girdim mutfağıma başladım yoğurmaya, klasik poğaça malzemelerinden yapılıyor ama tadı hiç de klasik değil. Öylesine baştan çıkarıcı bir tadı var ki, bir başlayınca kendinizi tutamayıp 4-5 tanesini birden mideye indiriveriyorsunuz. Tuzlu hamur işlerini çok da sevmeyen ben bile 2-3 tanesini 5 dakika için hakladım:) Ani misafirlere ilaç olacak kadar da pratik hani... Efser'ciğim ellerine sağlık güzelim...

1 çay bardağı eritilmş margarin
1 çay bardağı sıvı yağ
1 çay bardağı yoğurt
1 yumurta-beyazı içine sarısı dışına
1 tatlı kaşığı toz şeker
1 çay kaşığı tuz
1 paket kabartma tozu
Aldığı kadar un
Tüm malzemeleri karıştırıp, hamur kulak memesinden birazcık daha yumuşak hale gelene kadar un ekliyoruz. Ceviz büyüklüğünde parçalar kopararak ortasına dilediğimiz harcı koyarak üzerlerine yumurta sarısını da sürüyoruz. 200 derece fırında üzeri iyice kızarana kadar bekletiyoruz.

Afiyet olsun.

25 Haziran 2008

KATMERLİ POĞAÇA


Merhaba,

Uzun zaman oldu biliyorum. Bir süredir canım hiç bir şey yazmak istememişti. Çünkü büyük emeklerle hazırlandığım final sınavımı kaçırdım. Evet yanış okumadınız kaçırdım. Eve 10 dakika uzaklıktaki sınav yerine gitmek için tam 1 saat önceden çıktım ama sıkışık trafik ve polisin kilitlenmeden dolayı mecburen kapattığı yollar nedeniyle 1,5 saat boyunca sınav yerine ulaşamadım. Ve tabii ki kapıdaki görevliler beni sınava almadılar.

Kaçırdığım sınav cumartesi günü idi ve benim çalıştığım 5 dersten 4’ünü kapsıyordu. Pazar günkü sınava normal zamanında gidebildim ama ne fayda, girdiğim 3 dersten 2’si zaten hiç çalışmadan direkt bütünlemeye bırakacağım derslerdi. Çalıştığım dersinki de o kadar zordu ki ben 2 gün boyunca sürekli ağladım.

Çünkü hesaplarıma göre 7 dersin hepsiden bütünlemeye kalıyordum ve bütünleme sınavında hepsini birden vermem imkansızdı. Bütün emeklerim boşa gitmişti.

Sonuçlar açıklanıncaya kadar akla karayı seçtim. Geçen Cuma günü aldığım bir haberle havalara uçtum, Pazar günü girdiğim derslerden çok zor dediğim sınavdan epey yüksek not almışım. Ayrıca bütünlemeye bırakacağım ve hiç çalışmadığım 2 dersin 1’ni de vermişim. Böylece bütünlemeye kaldığım ders sayısı 5’e düştü. Bunlardan dördü zaten hep çalıştığım derslerdi, diğerini de Allah’ın izniyle vermeye çalışacağım. Şimdi de bugüne kadarki tempomdan çok daha ağır bir tempo beni bekliyor. 2 ay süreyle hiç durmadan tekrar ve soru çözümü yapmam lazım ki çalıştığım dersleri o zamana kadar unutmayayım.

Bu arada hafta sonu annem ve kardeşim İstanbul’dan geldiler. Hep birlikte güzel bir hafta sonu geçirdik. Önümüzdeki hafta kısmetse tatile çıkıyoruz. Ama 1 hafta sonra yine buradayım.

Hafta sonu ayrıca misafirlerim vardı, o yüzden koşturmaca arasında pişirdiklerimin resimlerini çekemedim. Fakat Berna (görümcemin kızı) iki güzel tarif denemiş. İkisinin de hem fotoğrafları hem de tarifi çok hoşuma gitti. Bunlardan biri tiramisu, diğeri katmerli poğaça. Öncelikle katmerli poğaça tarifini yayınlıyorum, tiramisuyu da hafta sonu yola çıkmadan önce yayınlayacağım. Ellerine kollarına sağlık Berna’cığım. Seni çok seviyorum…J


Malzemeler:
1 su bardağı ılık süt
1 çay bardağı sıvıyağ
1 yumurta(akı içine sarısı dışına)
20 gr yaş maya
2 çay kaşığı tuz
2 çay kaşığı toz şeker
aldığı kadar un

arasına: 100 gr tereyağ veya margarin

içine:lor peynir


Yapılışı:

Mayayı çok az ılık suyla eritip biraz bekletiyoruz. Ilık süt, sıvı yağ, tuz, şeker, yumurta akı ve un ve mayayı ekleyerek ele yapışmayacak yumuşaklıkta hamur yoğuruyoruz. Mayalanmasını beklemeden 14 parçaya ayırıyoruz ve her parçayı tabak büyüklüğünde nişastayla açıp üzerine tereyağından ince bir tabaka sürüyoruz 7.katta yağ sürmeden hepsini birlikte tek yöne olacak şekilde merdaneyle açıyoruz ama fazla ince olmasın. Daha sonra sigara böreği yapar gibi kesip yine sigara böreği sarar gibi içine lor peyniri koyuyoruz ve sarıyoruz. 20-30 dakika tepside bekletip yumurta sarısını sürüyoruz. 180 derecede üzeri kızarana kadar pişirip afiyetle yiyoruz.

26 Mayıs 2008

SU BÖREĞİ


Merhaba,

4 günlük tatilin ardından geçen hafta Ankara’ya döndüm. Yolculuk haricinde çok güzel ve eğlenceli geçen bir ziyaret oldu, giderken yollar çok kalabalık değildi ama gündüz yolculuğu yaptığımız için Kuzey çok sıkıldı. Maalesef İstanbul’a mesai bitiminde vardığımız için otogardan ev ulaşmak oldukça zaman aldı. Dönüş yolculuğunu Kuzey uyuyarak geçirsin diye gece yaptık, ancak bir damla uygu yüzü görmeden işe gelmek de bana çok sıkıntı verdi. Bunun haricinde Uzun zamandır görmediğim annem, kardeşim, teyzem, kuzenim ve arkadaşımla beraber olmak bana çok iyi geldi.

Gelgelelim bütün hanımların ortak derdi olan seyahat dönüşü beni de vurdu. Valizler boşaltıldı, bir önceki hafta sonu yıkanamayan çamaşırlar yıkandı, hafta sonu yemek yapılamadığı için bütün hafta kahvaltı ve dışarıda yemek ile idare edildi.
Bu arada sınav tarihi yaklaşmakta bugün itibariyle sadece 5 günüm kaldı. Henüz matematiği bitiremedim. Korkarım muhasebeye hiç zaman kalmayacak, ne yapacağım bilmem. Benim amacım bütünlemeye sadece 2 ders bırakmak, eğer daha fazla ders olursa yazın onları yetiştirmek çok zor olacak. Uğraşıyorum işte, hayırlısı…

Bu arada bu hafta sonu geçtiğimiz haftanın acısı çıkartırcasına mutfağa bir girdim pir girdim. Haftalık yemeklerimi yaptım. Yanına da haftalık değişmezlerim kakolu kek ve sütlacı ekledim.

Ancak istediğim gibi yufka bulamayınca Kuzeye bugün okula götürecek böreği yetiştirememiştim. Hadi dedim fırsat bu fırsat bu akşam da su böreğini deneyeyim. Daha önce çok eskiden Kuzey bebekken yapmıştım bir kere ama malzemelerini çok net hatırlamıyordum. Açtım anneanneme telefon, aldım tarifi. Sonuç son derece tatmin ediciydi.
Yalnız çok tuzsuz oldu böreğim. Aslında hamuru yoğururken normal tuzunu attım, açtıktan sonra haşladığım suya tuzunu az atmışım herhalde, pişince çok tuzsuz geldi bana. Anneannem haşlama suyunun tuzu az olmuştur dedi. Ben haşlama suyuna 2 yemek kaşığı kadar tuz atmıştım. Belki de 1 kaşık daha atılabilirdi. Bunun yerine aşağıdaki hamur tarifine tuzu 1 tatlı kaşığı fazla yazdım.
Bir de peyniri bir dahaki sefere daha çok kullanacağım. Çünkü yağlı peynir koymuştum, çoğu erimişti fırından çıkardığımda… Aslında en iyisi kıymalı börek, benim kıymam kalmamış mecburen peynirli yapmıştım. Çok zor bir börek değil aslında, hamur açabiliyorsanız sadece haşlama aşaması biraz zorlayabilir, ona da birkaç yufkadan sonra eliniz alışıyor. Parçalanması ise hiç sorun değil çünkü o da tepsiye yayınca kaybolup gidiyor, sonlara doğru ona da eliniz alışıyor. Neyse lafı fazla uzatmadan tarife geçeyim:

Malzemeler:

4 yumurta
1,5 çay bardağı su
3 tatlı kaşığı tuz
Aldığı kadar un
Rendelenmiş peynir, maydanoz
Üzeri için 2 yumurta sarısı

Yapılışı:

Malzemelerin hepsini hamur elimize yapışmayacak kıvama gelene kadar un ekleyerek yoğuruyoruz. 10 bezeye ayırıp bir kenarda biraz dinlendiriyoruz. Daha sonra tüm bezeleri teker teker açmaya başlıyoruz.



Açtığımız yufkaları tezgahın üzerine serip her bir yufkanın yarım saat kadar havalanmasını sağlıyoruz.














Eğer yeriniz benim gibi dar geldiyse havalandırdıktan sonra yufkaları ikiye katlayın hiçbir şey olmaz. Bir yandan da tuzlu suyumuzu kaynatmaya başlıyoruz. Derince bir kaba da soğuk su dolduruyoruz. Haşladığımız yufkaları içine atacağız.



Tüm yufkalar açıldıktan sonra ilk kat yufkayı tepsiye haşlamadan çiğ olarak seriyoruz. Üzerine fırça ile biraz sıvı yağ sürüyoruz. Daha sonra kalan yufkaları birer birer haşlamaya başlıyoruz.











Her yufkayı 30-40 saniye kadar haşladıktan sonra kevgirle yufkayı çıkartıp soğuk suyun içine atıyoruz. Elimizle hafifçe sıkıp tepsiye diziyoruz.










1 kat yufka üzerine sıvı yağ-tekrar 1 kat yufka yine fırça ile sıvı yağ şeklinde diziyoruz. Eskiden yufkların suyunu üzerine bez ya da peçete bastırarak alırlarmış, fakat anneannem suyunu hafifçe sıkıp direkt tepsiye diziyormuş. Eski usulde olanlar biraz kuru oluyor dedi.

Beş kat tamamlanınca peyniri ve maydanozu serpiyoruz ve yine yufkaları haşlayıp dizmeye devam ediyoruz.



En üst kattaki yufkayı da haşlamıyoruz, çiğ olarak en üste seriyoruz ve üzerine 2 adet yumurtanın sarısını sürüp fırına veriyoruz.




200 derece fırında üzeri iyice kızarana kadar pişiriyoruz. Afiyet olsun.

16 Mayıs 2008

KIYMALI YAĞLAMA


Merhaba,

Yine biliyorum ki uzun zamandır blogumu çok ihmal ettim. Ama finaller yaklaştı ve ben harıl harıl ders yetiştirmeye çalışıyorum. Hukuk bitti, işletme çok az kaldı bu hafta sonu bitmeli, sırada muhasebe ve matematik var. 3 hafta kadar bir zamanım kaldı, önümüzdeki haftadan itibaren kamptayım paso ders çalışacağım. Bu arada bugün İstanbul'a gidiyorum. Allah kısmet ederse p.tesi akşamı döneceğim. Oğlumla beraber annemi, teyzemi ve de can arkadaşım Saliha'yı ziyarete gidiyoruz. Sonay'ı (kardeşim) ve Irmak'ı (kuzenim) çok özledim. Onları göreceğim için çok heyecanlıyım. Tabii Kuzey de Saliha'nın çocukları Esra ve Erbey'i görmek için sabırsızlanıyor.

Bir süre daha yazamayacağım için gitmeden bir tarif ekleyeyim dedim. Arşivden 2 hafta önce yaptığım kıymalı yağlama çıktı. Bu Kayseri bombası hamur işini uzun zamandır yapmadığım için özlemiştik. Nezahatlar geldiğinde hep beraber çoluk çocuk yeriz diye pişirdim, kırıntısı bile kalmadı. Hazır olun tarif geliyor... Geldi bile:

Malzemeler:

Hamuru için:
Un
Su
Tuz
Yaş maya

Kıymalı sosu için:
250 gr.kıyma
7-8 adet rendelenmiş domates
8-10 adet sivri biber
1 orta boy soğan

Yanına:
Sarmısaklı yoğurt


Yapılışı:

Öncelikle un, ılık su, yaş maya ve tuzu karıştırıp hamur ele yapışmayacak hale gelicek şekilde yoguruyoruz. Bir kenarda dinlenmeye bırakıyoruz.
Bu arada soğan ve sivri biberi yağda kavuruyoruz. Kıymayı ekleyip iyice kavurunca rendelenmiş domatesi ve tuzunu ekleyip pişmeye bırakıyoruz. Bu sulu bir karışım olacak, piştikten sonra gerekirse biraz su eklenebilir.


Diğer yandan mayasını alıp kabarmış olan hamuru minik bezelere bölüp yemek tabağı ebatlarında incecik yuvarlak şekilde açıyoruz. açtığımız yufkaları teflon tavada yasız olarak pişiriyoruz. pişirdiğimiz her yufkanın üstüne kıymalı karışımdan yayıyoruz.
Üzerine yine pişmiş yufkayı koyup yine sosdan koyuyoruz. Böylece hamur ve kıymalı sos bitene kadar devam ediyoruz.
Üst üste pasta görünümünde olan yağlamamızı pasta dilimleri şeklinde kesip tabağın yanına da samısaklı yoğurt dökerek servis yapıyoruz. Her katı ayrı ayrı dürüp sarmısaklı yoğurda batırıyoruz ve mideye indiriyoruz. Afiyet olsun.

20 Nisan 2008

ANNEANNEMİN KURABİYESİ


Malzemeler:

1 yumurta
1/3 su bardağı yoğurt
1/2 su bardağı sıvı yağ
1/2 su bardağı toz şeker
1 paket kabartma tozu
Üzeri için ayrıca 1 yumurta sarısı
Un

Yapılışı:

Yumurta sarısı hariç tüm malzemeleri karıştırıp kulak memesi kıvamında hamur elimize yapışmayacak gibi olana kadar un ekleyip yumuşak bir hamur elde ediyoruz. Saç örgüsü veya yuvarlak şekil verip üzerine yumurta sarısını sürüyoruz. 200 derece fırında 15-20 dakika kadar pişiriyoruz. Fırından çıkınca üzerine nemli bir bez örtüp ılıklaşana kadar bekletiyoruz.

Afiyet olsun.

23 Şubat 2008

KANDİL SİMİDİ

Tamam tamam geldim işte kızmayın, iki haftadır derslere ağırlık vermiştim ama epey kolayladım sonunda. Uzun zamandır matematik çalışıyorum. Köklü ifadeler, fonksiyonlar, limit bitti sıra türevlere geldi. Ama bende bittim doğrusu. Baktım patlayacak gibi oluyorum, sonunda bıraktım bugün çalışmayı... Bu dönem için matematikteki konular türevle birlikte bitiyor. Hafta sonu türevleri bitirip artık başka derslere başlamam lazım. Yoksa çok geç kalıyorum. Bak içim daraldı gene!

Gelelim simitlere: Bu muhteşem simitler gelinimiz Emel Abla’ya ait olup uzun yıllar tarifinin peşinden koşulmuştur. Kimse onun kadar güzel kandil simidi yapamaz, çünkü gerçekten çok özel bir tat bu... Zaten bana verirken tutturacağıma pek ihtimal vermedi, ama ben ilk denemede BİNGO!!! Kimselere vermediği tarifi bloguma yazdığımı duysa ne derdi merak ediyorum, Allahtan onların evde bilgisayar yok.

Çok güzel, ağzınıza aldığınız anda dağılan kıyır kıyır (ne demekse) hem yumuşak hem de gevrek (nasıl oluyor demeyin, deneyin göreceksiniz) süper bir simit. Yalnız içerdiği yağ oranı ve susamları nedeniyle kalori bakımından azıcık yüklü... Normal simit boyutunda hiç denemedim, herhalde o da güzel oluyordur, belki fazladan 5 dakika daha fırında tutmak gerekebilir. Tuzlu hamur işlerinden pek hoşlanmayan ben bir oturuşta 10-15 tane yiyebiliyorum. Ayçekirdeği gibi, insan başlayınca bırakamıyor bir türlü...

Kaç haftadır Yıldırım tutturmuştu yap diye ama ben tarifi sakladım mı ne, bir türlü bulamadım. Bu hafta sonu bir şey ararken elime geçti. Hemen başladım yoğurmaya-işte tarifi:

Malzemeler:
2 yemek kaşığı yoğurt
1,5 yemek kaşığı sirke
1,5 tatlı kaşığı tuz
2 tatlı kaşığı şeker
1 paket yumuşak margarin
yarım çay bardağı sıvı yağ
1 paket kabartma tozu
1 yumurta (sarısı içine, beyazı dışına)
Aldığı kadar un


Yapılışı:

Tüm malzemeleri kulak memesinden biraz daha yumuşak bir kıvam alacak şekilde un ekleyerek yoğuruyoruz. Hamur ele yapışmıyor ve pürüzsüz ise tamam demektir. Daha sonra küçük parçalar alarak ceviz büyüklüğünde minik simitler yapıyoruz ve önce yumurta akına daha sonra da susama buluyoruz.

Yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine dizip 200 derecede 15 dakika kadar pişiriyoruz. Kenarları çok hafif bir şekilde pembeleşmeye başlar başlamaz fırından çıkartıyoruz. Simitlerin üstünün kızarmaması lazım, pişip pişmediğini anlamanın bir diğer yolu da simitlerin altına bakmaktır. Altı pişmişse hemen çıkartabiliriz demektir. Sıcak sıcak servise sunabiliriz.

Afiyet olsun.

18 Ocak 2008

TAHİN HELVALI KURABİYE



Efendiiiim, şimdi geçtiğimiz Cumartesi gündüz vakti Nezahat ile konuştuk, bana oturmaya gelecek (aaa ne zamandır görüşmüyoruz), biz her Cumartesi birlikteyiz; daha doğrusu onlar Cumartesi Mutfağının müdavimlerindendirler, ben de tabi bu durumdan zevk alıyorum, neyse abisi getirmeye gitti (kendisi kocam olur). Ben de şöyle bir düşündüm acaba gün içinde atıştırmalık çocuklara ne yapsam diye, e çocuklar her hafta her hafta kek yemekten helak oldular artık keke bakamayacaklar, o yüzden değişik ne deneyebilirim. Sonunda anneannemin kurabiyesini rengini hafif koyulaşırarak –malum kahverengi olmayınca pek rağbet göstermiyorlar- yapmaya karar verdim; sonra dolapta bir zaman önce alınmış ve ben diyette olduğumdan kimsenin pek de dokunmadığı tahin helvasını (bizim evin erkekleri pek ağızlarının tadını bilmezler) gördüm ve bunu da bir şey yapıp içine koysam da bir an önce gözümün önünden kalksa, diye düşünürkeeen, oley dedim tamam kurabiyenin içine koyayım. Ama acaba nasıl olur diye de endişelenmedim değil. Neyse hemen sıvadım kolları anneannemin misss gibi anneanne kurabiyesinin tarifine kakao ekleyerek yoğurdum. Her bir bezeyi elimde hafifçe neskafe fincanlarının tabakları var ya o kadar açtım sonra da ortasına kocaman bir parça tahin helvası koydum. Yuvarlak şekil verip fırına sürdüm ama üzerine yumurta sürmedim. Neden diye sormayın, bilmiyorum.

Bu arada benim sevdalı kafa evdeki işlere daldı gitti. 15-20 dakika sonra geldim baktım kurabiyeler pişmiş gibi görünüyor ama hem rengi kahverengi hem de üzerine yumurta sürmediğim için emin olamıyorum. Hadi dedim içine bir kürdan batırayım. Batırdım kürdan çıktı o da ne! Kürdan sıpsıvı... Allah allah diyorum bu kurabiye çok çabuk pişerdi ne oldu, gidiyorum geliyorum kontrol ediyorum aynı, her neyse ben fırında 20 dakika daha tuttum, en sonunda kürdan temiz çıktı. Kurabiyeleri çıkardım Nezahat geldi.

Ben diyorum ya sevdalı kafa, kurabiyenin içine tahin helvası koyduğumu unuttum, o yüzden kürdan sıvı çıkıyor. Taa ki 40 dakika boyunca;helvalar eriyip ortadan kaybolup, kurabiye kazık gibi kuruyana kadar pişirmiş oldum tabi.

Şimdi kurabiyelere bakıyoruz taş. Biz buna ne yapsak derken ben 1 paket çikolatayı benmari usulü erittim. Kurabiyenin ortası boş çünkü, aklımız sıra çikolatayı kurabiyelerin arasına sıkacağız. E kurabiye sert, olmadı tabii, Nezahat dedi ki: aaa hadi gel bunları çikolataya batıralım. Süper fikir, hemen yaptık öyle güzel göründü ki, peki üzerine? Hindistan cevizi aşkım benim. Aynı pastanedekilere benzedi, Bir süre sonra çikolatalar soğudu, kurabiye de pastanedeki kuru pastalar gibi gevrek oldu. Ben bile beğendim. Çocuklar ayıla bayıla yediler. Hatta Kuzey Pazartesi günü beslenmesine bile koydurttu.

Bir dahaki yapışımda 15 bilemedin 20 dakika yeter, eminim çok daha iyi olacak. Anneanneme gelince, sevgili pamuk gibi kurabiyesini görse tanımazdı herhalde, o yüzden bahsetmedim bile...

Eh hadi bakalım çok gevezelik ettim şimdi de sıra tarifte:

Malzemeler:

1 yumurta
1/3 su bardağı yoğurt
1/2 su bardağı sıvı yağ
1/2 su bardağı toz şeker
1 paket kabartma tozu
2-3 yemek kaşığı kakao
Aldığı kadar un (benim hamur 2 su bardağı kadar aldı)


Yapılışı:

Tüm malzemeleri karıştırıp iyice yoğurduktan sonra aralarına tahin helvası koyuyoruz. Şekil verip 200 derece fırında 15-20 dakika kadar pişiriyoruz.

1 paket çikolatayı benmari usulü eritip, çikolatalar sıcakken kurabiyeleri çikolataya batırıyoruz. Üzerine hindistan cevizi serpiştirip soğumaya bırakıyoruz. Sizinki yumuşacık olacaktır emin olun.

Afiyet olsun.

15 Ocak 2008

KATMERRRRR!!!


Çocukluğumda Ramazan aylarının sahur gecelerinin vazgeçilmez bir tadıdır katmer... Annem gece bir başlardı yapmaya sahurda tepeleme katmerlerimiz hazır olurdu. Tabii kızkardeşimle ben de açılan katmerleri sacda pişirirdik. Hani evlerde bulunan şu elektrikli saclardan. Eskiden küçük yerlerde ateşi yakıp, üzerine sacı yerleştirip yaparlarmış ama biz İstanbul'da elektrikli sac üzerinde yapardık. Tabii sacda yapılanın ayrı bir tadı olur. Şimdilerde elektrikli sac bile neredeyse tarih oldu. Ben teflon tavada yapıyorum, bir çok hamur işinde olduğu gibi. Hiç yoktan iyidir bence...

Sahurda katmerler hazır olduğunda herkes tek tek uyandırılır. Uykulu gözlerle masaya gelinir, el yüz yıkamaya üşenilir uykum açılır korkusuyla. Ama ne çare babam mutlaka farkeder ve doğru banyoya! Canım uyku açılverir hemencecik. Katmerler alınır ortasına peynirler yerleştirilir yanında da ne içilir? Çay mı? Hayır bilemediniz, tabii ki üzüm kompostosu! İşte ben o gün bugündür arasına peynir yerleştirilmiş hamur işinin yanında üzüm kompostosuna bayılırım. Katmer de eşsizdir hani. Bir lokma peynirli katmer, bir kaşık komposto, bir lokma katmer, bir kaşık.... amaaan neyse güzeldir yani. Bak şu diyetin arasında canım çekti gene, zaten katmeri yaptığım gün ilk kez diyeti bozup bir yarım götürdüm. Bu hafta spora x2 gidilecek, gidilecek de ne zaman? Kendimi kandırıyorum işte.

Büyüyüp de Ankara'da anneanneciğimin yanına yerleşince ilk Ramazan zavallı kadıncağızın şok Ramazanı oldu. Ne yapayım anneannem sahurda kahvaltı yapıyor, ben hayatta alışık değilim ille hamur işi olacak. Katmer isterim ben, yağlama isterim ben, gözleme filan yap, ne bileyim börek de açabilirsin !!! (bak bak bak huysuz torun n'olcek) Benim anneannem Mardin'li; hamur filan açmasını bilir güzel de yapar tabii ama uzmanlık alanı içli köfte, semsbusek (gözlemeden çok farklı değil aslında), iç pilav, babagannuç, çiğ köfte.. böyle şeyler işte. Ayrıca da yaşlı kadıncağız (o zaman da yaşlıydı şimdi çok yaşlı ama her işi de becerir maaşallah! Allah nazarlardan saklasın)... Neyse ilk akşam işten geldim, sabahtan katmeri tarif edip gitmişim, tepeleme katmeri yığmış yazık. Buzluğa atıp her sahurda ısıtıp ısıtıp yedirdi bana, her gece her gece nasıl yapsın? O oruçlarım kabul oldu mu bilmem, Allah affetsin beni.

Gelelim katmere; Kayserinin mükemmel tatlarından biridir. Tabii Yozgat-Sivas civarında da bolca yapılır. Benim babaannem Kayserili olduğu için annem eskiden Kayserinin tüm hamur işlerini çok güzel yapardı, aslına bakarsanız şimdi de yapar ama artık evde pek hamur işi yapmıyor. Genelde sebze-beyaz et-meyve üçlüsüyle yaşıyor. Bu arada ben katmeri son 4 yıldır filan yapamamıştım. Cumartesi günü Nezahat bendeydi konuşurken konuşurken söz katmere geldi, hadi dedim yapayım akşama beyler de bayram etsin.

E hadi yapalım mı ne duruyoruz:

Ben hamuru ölçüsüz yoğurdum, o yüzden kesin miktarı veremiyorum.

Malzemeler:
1 miktar un
tuz
ılık su
yaş maya

Üzerine:
1 paket margarin (tereyağı daha iyi)
1/2 su bardağı tahin (tahin evet yanlış okumadınız! katmer tahinle yapılır kardiş)

Yapılışı :
Hamuru un, tuz, su maya ile yoğuruyoruz. Yumruk kadar bezelere bölüp bir kenarda bekletiyoruz. Diğer yandan yağı eritip tahini ekliyoruz. Hamur bezelerimizi oklavayla innncecik kocaman oluncaya kadar açıyoruz. Açtığımız hamurun üzerine bolca tahin-yağ karışımından sürüyoruz.
Daha sonra hamurun ortasını deliyoruz. İçten dışa doğru kıvıra kıvıra çember şeklini alıncaya kadar geliyoruz. Daha sonra hamurun bir tarafından kopartıp dolamaya başlıyoruz. Hani tahinli çörekler vardır ya onun gibi olucak. En fazla elma genişliğinde olunca kopartıp ucunu altına saklıyoruz. Hamurun büyüklüğüne göre bu işlemi tekrarlıyoruz. Diğer bezelere de aynı işlemi uyguluyoruz. tepsiye dizip buzdolabında biraz bekletiyoruz. Yağları iyice donunca dolaptan alıp her birini tekrar büyük tabak genişliğinde açıyoruz. Bu işlem için merdane oklavadan daha uygun. Bir tersinden, bir düzünden açalım ki masaya yapışmasın ve katları ayrılmasın. İyice ince olunca teflon tavada her iki tarafını pişiriyoruz. Üst üste dizip servis yapıyoruz. İşte bu kadar....

Afiyet olsun.

16 Aralık 2007

EV BAKLAVASI


İnanılır gibi değil ama ben baklava yaptım! Ne zamandır öğrenmek istiyordum, genelde bayramlarda tatlı olarak şekerpare gibi tatlılar yapıyordum. Tabii şekerpare de çok güzel bir tatlı ama bayram için çok uygun değil. Bilirsiniz bayramlarda şöyle ağır oturaklı tatlılar yapılırdı bizim büyüdüğümüz evlerde... Bu hafta sonu bebek telaşı nedeniyle Berna ve Güler Ablam bizde kalıyorlardı, bana baklava yapmayı öğretir misin, dedim o da kabul etti. Düşündüğümden daha kolaymış, saatlerce uğraştıktan sonra ortaya nefis bir baklava çıktı. Son zamanlarda aştım mı ne... Eşim şok geçirdi! Çok mutluyum artık ben de bayramlarda baklava açacağım. Teşekkür ederim Güler Abla! Bu tarifi aslında arefe günü yayınlayacaktım ama belki denemek isteyen olur diye bugünden yayınlıyorum. Ben tarifi 2 misli yaptım yaklaşık 2 büyük tepsi baklava çıktı. Bana, anneanneme, Nezahat'a ve Berna'ya da yarımşar tepsi düştü. Ama sizin 2 tepsi baklavaya ihtiyacınız yoktur sanırım:) O yüzden burada normal tarifin yarısını vereceğim.

Son kiii, üç dört!

Tarif geldiiiii....



Malzemeler:


Hamuru için
1/2 su bardağı su
1/2 su bardağı süt
1/2 su bardağı sıvı yağ
1 yemek kaşığı yoğurt
1 yumurta
1/2 tatlı kaşığı tuz
1 tatlı kaşığı şeker
1/2 paket kabartma tozu
Aldığı kadar un


İçi için
1 su bardağı iri dövülmüş ceviz


Üzerine
2 su bardağı sıvı yağ
1 yemek kaşığı tereyağ


Şerbeti
3 su bardağı toz şeker
2,5 su bardağı su
1 tatlı kaşığı limon suyu


Açmak için

1/2 kg nişasta

Yapılışı:

Tüm hamur malzemelerini yoğurup kulak memesinden biraz daha yumuşak bir hamur elde ediyoruz. Üzerini temiz bir bezle örtüp bir kenarda 2 dakika kadar dinlendiriyoruz.

Dinlendirdiğimiz hamurları cevizden daha küçük olacak şekilde 40 adet minik bezeye ayırıyoruz.


İlk yuvarladığımız bezeden başlayarak 10 adet bezeyi alıyoruz ve teker teker 13-15 cm çapında açmaya başlıyoruz. Bezeleri açarken kesinlikle un değil sadece nişasta kullanıyoruz. Açtığımız 10 adet hamuru aralarına bol nişasta serperek üst üste diziyoruz. Nişastaları serpikten sonra elimizi üzerinde hiç gezdirmiyoruz. Üst üste dizdiğimiz hamurları 50cm çapına ulaşıncaya kadar merdane yardımıyla her tarafı aynı incelikte olacak şekilde açıyoruz.

Resimdeki benim ellerim tanıştırayım... :)

Böylece ilk katımızı elde edeceğiz, ilk katı tepsiye yerleştiriyoruz.

Not: tepside 40 kat hamur olacaktır. Bunları onarlı gruplar halinde açtığımızda 4 kat hamur elde edeceğiz.

İkinci on katı da aynı şekilde açarak tepsiye diziyoruz ve bu işlem sonrasında dövülmüş cevizin yarısını üzerine serpiyoruz.

Sonra diğer 2 katı da onarlı gruplar halinde aynı şekilde açarak ilk tepsiyi tamamlıyoruz. İkinci tepsiye de aynı işlemi uyguluyoruz.

Baklavaları alengirli :) şekiller vererek kesiyoruz.

Bir kapta 2 bardak sıvı yağ ve 1 yemek kaşığı tereyağı eritip fokurdamaya başladıktan sonra 5-10 dakika kaynatıyoruz. Kaynayan yağı kepçeyle hamurun her tarafına döküyoruz. Burada önemli olan yağın iyice kaynatılmasıdır, öyle ki hamura döktüğünüzde cızzz! diye ses çıkması lazım. Denemek için önce yemek kaşığı ile biraz yağı hamura döküp cızırdamaya başlayıp başlamadığını kontrol ediyoruz. Eğer cızırdamadıysa Güler Ablamın çatık kaşlarıyla karşılaşıyor ve yağı kaynatmaya devam ediyoruz.

Yağı tepsinin her tarafına paylaştırıp, fırına sürüyoruz. Benimkiler 200 derece fırının fanlı ayarında 60-65 dakikada kızardılar...

Fırından çıkardığımız baklavalar için 2 seçeneğimiz var. İstersek şerbeti hazırlayıp dökebiliriz, ya da benim gibi baklavayı 2-3 gün önceden pişirip şerbeti kullanmadan 1 gece önce de dökebiliriz. Şerbeti hemen dökeceksek tarif aşağıda:

Su ve şekeri kaynatıp, limon suyunu da ekliyoruz. Ateşten alıp sıcak hamurun üzerine ılık halde döküyoruz ve bir gece bekletiyoruz.

Şerbeti sonra dökeceksek soğuk hamura sıcağa yakın ılık şerbeti döküyoruz ve yine bir gece çekmesini bekliyoruz.

İşte hepsi bu...

Afiyet olsun.

12 Aralık 2007

PASTANE POĞAÇASI PORSELEN DEMLİK ÇAY SAATLERİ ETKİNLİĞİ 8

Ne zamandır katılmak istediğim bir etkinlikti, ama bir türlü bir şeyler hazırlamak kısmet olmamıştı. Bu sefer daha önceden hazırlayıp yayınladığım pastane poğaçası tarifiyle katılmak istedim. Bu ayki etkinliğe keskinlinin mutfağı ev sahipliği yapıyor. Kendisine kolaylıklar dilerim.



Evet sonunda Berna (görümcemin kızı) kalmaya bize geldi. Hamileliğinin son günlerini yaşıyor, sancılar başlayınca Polatlı'dan zor olacak diye bugün Ankara'ya yerleştiler. Hep beraber heyecandan ölüyoruz, bugün-yarın en geç cumaya bebek geliyor hayırlısıyla... Bakarsınız hastaneden sonra bize yine uğrarlar hatta doğumdan sonra 1-2 gün kalmalarını hayal ediyorum ama ona söyleyemiyorum. Biz de böylece biraz yeni doğmuş bebek kokusu çekeriz içimize... Hatta ben doktoru izin verirse doğuma bile girmek istiyorum, Berna'cık doğal olarak çok korkuyor çünkü... Ben de normal doğuma şahit olmak istiyordum zaten, benimki de normal olmuştu ama ben artık unutmak üzereyim Kuzey çok büyüdü. Neyse hayırlısı ile her ikisi de sağlıkla atlatsın da başka bir şey istemiyoruz...


Gelelim poğaçaya:

Aradım taradım, sordum soruşturdum ama içime sinen bir pastane poğaçası tarifine rastlamadım. Hayatımda ilk defa olarak bir hamur işini kafamdan uydurarak yaptım. Valla çok da iyi ettim çünkü bizimkiler tadına bayıldılar, tam pastanelik kokular yükseldi mutfaktan. Ben mi tabi ki yiyemedim, malum rejimdeyim... :(


Malzemeler:
1 pk yumuşak margarin
1 su bardağı su
1 su bardağı süt
1 su bardağı yoğurt
4 yemek kaşığı toz şeker
2 tatlı kaşığı tuz
2 tatlı kaşığı mahlep
1 paket yaş maya
1 yumurta (beyazı içine, sarısı dışına)
aldığı kadar un

Yapılışı:

Tüm malzemeleri karıştırıp, iyice yoğuruyoruz. Üzerini temiz bir bezle örtüp, sıcak bir köşede 30-40 dakika kadar mayalanmaya bırakıyoruz. Daha sonra istediğiniz bir iç malzemesiyle doldurup yarım ay şeklinde veya yuvarlak şekil vererek tepsiye diziyoruz. Üzerine yumurta sarısı sürüp çatalla çizikler atıyoruz. 200 derece fırında üzeri iyince kızarana kadar pişiriyoruz. Mis gibi yumuşacık poğaçaları eğer diyet yapmıyorsak mideye indiriyoruz.


Afiyet olsun...

01 Aralık 2007

DAMLA ÇİKOLATALI KEK

Bugün çok güzel bir şey yaptım: spora başladım!


Üzerinize afiyet son zamanlarda ölçüyü fazla kaçırmışım, bir de baktım kilolar almış başını gitmiş... 3 aydır diyetteyim topu topu 2 kilo vermişim (eee insan 4 gün diyet yapıp üç gün bozarsa böyle olur işte) :(



Sonunda ben de bir spor merkezine üye oldum ve bu sabah ilk kez faaliyetlerime başladım. 1 saat kadar kaldım ve eve geldiğimde haşatım çıkmıştı. Alışırım inşallah, ama bu arada diyete de devam tabiii. Yoksa bu 10 kilo nasıl gidecek (aslında 12 kilo da çaktırmıyorum). Kek mi? yok canım onu geçen hafta yapmıştım :)



Hemen her hafta Cumartesi günleri yaptığım kek çeşitlerine geçen hafta bir yenisini daha ekledim. Aslında damla çikolatayı kekte duydum hatta yedim ama ben hiç denememiştim. Cumartesi günü kekin içine koyacak malzeme bulamayınca damla çikolatada karar kıldım. Kuzey bu rengi kahverengi olmayan (hep iki renkli veya kakaolusunu istiyor) kekin renginden pek memnun kalmadı ama tüm misafirler zevkle tükettiler, böylece hafta sonu misafirlerinden geriye kalanlar Kuzey’in midesini değil dipfrizi boyladılar.

Yapılışı daha önceki iki renkli kekimden farklı değil, sadece kek hamurunu ikiye bölmeden 1 su bardağı damla çikolatayı ekleyip iyice karıştırıyoruz ve hepsini kek kalıbına döküyoruz. Pişirdikten sonra soğumasını bekleyerek servis yapıyoruz. .


Afiyet olsun...

20 Kasım 2007

YALANCI SU BÖREĞİ

Ben bu böreği 1-2 yıl kadar önce tanıyıp çok sevmiştim. Hem pratik hem de son derece lezzetli olduğu için de sık sık yapardım, ama son yıllarda neredeyse unuttum. Geçen hafta sonu aklıma geldi pişirdim ama tarifi herhalde kafadan atmışım ki hiç güzel olmadı. Ben de bu hafta sonu İstanbul’dan teyzemi arayıp tarifi tekrar aldım. Hatırladığımdan farklı yapıyormuşum meğer... İç malzemesi olarak ben bu sefer peynir ve maydanoz kullandım, fakat önceki yaptıklarımdan hatırladığım kadarıyla kavrulmuş kıymalı-soğanlısı harika oluyor. Sonuç olarak başarılı bir (sahte) su böreği çıktı ortaya, hadi hep beraber deneyelim.

Malzemeler:
4 tane yufka
1 paket fiyonk makarna
8 tane yufka
1 çay bardağı sıvı yağ

Yapılışı:
1 paket fiyonk makarnayı haşlayıp suyunu süzüyoruz.

Bir kaseye 7 yumurtayı kırıp içine sıvı yağı ekliyoruz.

Haşladığımız makarnaya bu karışımı döküp iyice karıştırıyoruz.

Börek tepsisine 1 adet yufkayı kenarları yandan sarkacak şekilde seriyoruz.

Makarnalı karışımın yarısını bu yufkanın üzerine döküyoruz.

İkinci yufkayı da onun üzerine büzerek yerleştiriyoruz.

Hazırladığımız iç malzemesini (peynir-maydanoz veya kavrulmuş kıyma-soğan) üzerine döşüyoruz.

Üçüncü yufkayı da büzerek harç malzemesinin üzerine yayıyoruz.

Makarnalı harcın kalanını da bu üçüncü yufkanın üzerine döküyoruz.

Dördüncü yufkayı da makarnaların üzerine yerleştiriyoruz.

Tepsinin kenarlarından sarkan ilk yufkanın parçalarını en üste güzelce katlıyoruz.

1 adet yumurtayı çırparak üzerine sürüyoruz.

200 derece fırında üzerine güzelce kızarana kadar pişiriyoruz.

Dilimleyip sıcak olarak servis yapıyoruz.

Afiyet olsun.

11 Kasım 2007

PİZZA



Malzemeler:

Hamuru için:
5 su bardağı un
1 su bardağı sıvı yağ
1 su bardağı yoğurt
2/3 su bardağı su
1 paket hamur kabartma tozu
2 tatlı kaşığı şeker
2 yumurta
tuz

Üzeri için:

2 kase dilimlenmiş sosis
1/2 kangal doğranmış sucuk

4 adet küp doğranmış domates

7-8 adet ince doğranmış sivri biber
1/2 kase çekirdekleri çıkarılmış zeytin (yeşil-siyah farketmez)
2 su bardağı rendelenmiş kaşar peyniri

2 yemek kaşığı salça

Yapılışı:
Hamuru için sıvı yağdan 2 yemek kaşığı ayırarak diğer tüm malzemeleri karıştırıp güzelce yoğuruyoruz. Yoğurma işlemi bittikten sonra üzerini örterek ılık bir yerde 1 saat mayalanmasını bekliyoruz.

Hamur mayalanırken iç malzemelerini hazırlıyoruz. Kaşar peyniri ve salça hariç tüm malzemeleri bir kapta karıştırıyoruz. 2 yemek kaşığı sıvı yağıda karışıma ekliyoruz.
Mayalanan hamuru bir tepsiye elimizle yayıyoruz. Üzerine 2 yemek kaşığı salçayı hamurun her tarafına eşit şekilde kaşıkla sürüyoruz. İç malzemesini hamurun üzerine yayıyoruz.
Fırına sürerek 180 derece sıcaklıkta 25-30 dakika pişiriyoruz. Fırından çıkarıp üzerine kaşar peynirleri serpiyoruz ve fırın soğumadan tepsiyi içine (fırın kapalı olacak) yerleştirip 10-15 dakika kaşarlar eriyinceye kadar bekletiyoruz. Pizzalarımız hazırdır.

Afiyet olsun.

Not: Pizzaları kaşar serpmeden pişirip buzlukta saklayabilirsiniz. Ben soğuduktan sonra dilimleyerek dipfrize atıyorum. Yiyeceğimiz zaman buzluktan çıkarıp, buzu çözülene kadar bekletiyorum (mikrodalgada da çözdürebilirsiniz, ben mikrodalgayı pek kullanmıyorum). Üzerine kaşar serpip, fırında kaşarlar eriyene kadar ısıtıyorum. Aynı taze yapılmış gibi oluyor, çocuklar için çok pratik. Tavsiye ederim.

PASKALYA ÇÖREĞİ

Malzemeler:
1 çay bardağı yoğurt
1,5 çay bardağı sıvı yağ
2,5 çay bardağı ılık süt
1/2 paket yaş maya
1 yumurta (beyazı içine, sarısı dışına)
2 tatlı kaşığı mahlep
3 yemek kaşığı toz şeker
2 tatlı kaşığı tuz
4 su bardağı un
1 avuç dövülmüş ceviz

Yapılışı:
Unun ortasını açarak, mayayı ılık sütte ezip üzerine yumurta akı, yağ, yoğurt, tuz şeker ve mahlebi ekliyoruz. İlk etapta unun hepsini birden eklemeyin, 1 su bardağı kadarını ayırıp yoğurmaya başlayalım. Kalan unu da yavaş yavaş yedirerek yoğurmaya devam edelim. Hamur tamamen pürüzsüz bir hal alınca üzerini örtüp ılık bir ortamda 1 saat kadar mayalanmaya bırakalım.


Mayalanan hamuru 6 eşit parçaya bölelim (bu hamurdan 2 adet çörek çıkacak ve her çörek örmek üzere 3'e bölünecektir). İlk çöreği şekildeki gibi örerek aynı işlemi diğer çöreğe de uygulayalım.
Çörekleri tepsiye koyup üzerlerine yumurta sarısı sürüp dövülmüş ceviz veya fındıkla süsleyelim. 200 derece fırında üzeri iyice kızarana kadar (yaklaşık 30 dakika) pişirelim.
Ilındıktan sonra dilimleyerek servis yapabiliriz.

Afiyet olsun.