23 Şubat 2008

ZEYTİNYAĞLI KEREVİZ DOLMASI


Malzemeler:

5 adet orta boy kereviz
1 adet havuç
1 orta boy soğan
1 çay bardağı kadar haşlanmış bezelye
1 kutu konserve mısır
1 küçük boy patates
2 çay bardağ sıvı yağ
1 tatlı kaşığı toz şeker
1 büyük boy limonun suyu
Tuz


Yapılışı:

Kerevizleri soyup yıkadıktan sonra ortalarını bıçakla oyuyor ve tuzlu suda biraz bekletiyoruz. Diğer yandan havuç, soğan ve patatesi küp küp keserek sıvı yağda güzelce kavuruyoruz.
Suyunu süzdürdüğümüz kerevizleri de aynı yağda şöyle bir çevirerek üzerine 1 bardak kadar su, tuz, şeker, bezelye ( tüm aramalarıma rağmen dipfirize tıktığım bezelyeyi bir türlü bulamadım, dolayısıyla da kullanamadım) ve limon suyunu da ekleyerek kaynamaya bırakıyoruz. Altını kısıp kapağını kapatıyoruz. Ve pişmeye bırakıyoruz.
Kerevizler iyice yumuşayıncaya kadar pişirmemiz lazım. Pişince altını kısıp oda sıcaklığında bekletiyoruz. Soğuyan kerevizleri kapaklı bir servis tabağına alıyoruz.. Üzerlerine kevgirle süzdüğümüz ve mısırı eklediğimiz iç malzemesinden dolduruyoruz.
Kalan suyunu üzerinde gezdiriyoruz. İsteğe göre kereviz yapraklarıyla süsleyerek (maalesef bunu da yapamadım, çünkü unutup kereviz yapraklarını çöpe atmışım, bu seferki dolma pek renksiz oldu canım) ağzı kapalı şekilde buzdolabında muhafaza ediyoruz.
Afiyet olsun.

10 Şubat 2008

ELİF'İN ŞEKER HAMURLU YAŞ PASTASI


Merhaba, geldim işte kızmayın bana... Hem de yepyeni bir pastayla döndüm. Bu pasta dün kırkı çıkıp da dayısı ve yengesini ziyarete gelecek olan Elif için hazırlandı. Ama onlar gelemeyince Cem, Cemil ve Beste pastası oldu. Çünkü Türkan'lara (eltim) götürdüm.

Tarif çok kolay: 2 adet hazır pandispanyayı sütle azıcık ıslattıktan sonra aralarına (2 paket) çilekli krem şanti ve damla çikolata yaydım. Dışına da kalan krem şantiyi sürüp (toplam dört katlı bir pasta oldu) dolaba kaldırdım. 3-4 saat bekledikten sonra dışına pudra şekeri ile yaydığım şeker hamurunu kapladım. Üzerine de önceden hazırlayıp kuruttuğum süsleri yerleştirdim. Süsleri balla yapıştırdım.



Yalnız bu şeker hamurlu pastayı ben diğer bloglarda görüyorum, herkes kalıp gibi yapıyor. Ben nedense bir türlü etrafını oturtamıyorum. Bunun bir püf noktası var ama nedir çok merak ediyorum. Neyse belki ilerde öğrenirim.

Hadi afiyet olsun.

02 Şubat 2008

AYICIKLI KURABİYE


Merhaba, ders aralarında biriken tariflerimi yayınlayacağımı söylemiştim. Bu kurabiyeler de bir kaç hafta öncesinden Cumartesi Mutfağında imal edildiler. Tarifi daha önceki tahin helvalı kurabiye tarifinin aynısı.

Kurabiye hamurunu kakao koymadan yoğurup merdaneyle yarım santim kalınlığında açıyoruz ve ayıcıklı veya başka bir kalıpla kesiyoruz. 200 derece fırında (bu kurabiyeler ince açıldığı için) 10-12 dakika kadar tutup çıkarıyoruz.

Üzerine pudra şekeri ile açıp, yine aynı kalıpla kestiğimiz şeker hamurunu yapıştırıyoruz. Şeker hamurunun bir yüzünü fırça ile ıslatırsak kurabiyeye anında yapışacaktır.

Diğer yandan 1/2 paket çikolatayı benmari usulü eritip kürdanla şeker hamurunun üzerini süslüyoruz.

Afiyet olsun.

30 Ocak 2008

KAKAOLU BİSKÜVİ



Neredeyse 10 yıldır yaptığım kaynağını bile unuttuğum bir tarif bu... Sanırım yemek dergilerinden birinde görmüştüm, ama tarifi daha farklıydı. Zamanla eklenen ve çıkarılan malzemeler oldu son olarak da bu hale geldi. Kuzum küçükken çok severdi bu bisküvileri, şimdi çikolatalısını daha çok seviyor. Bence denemekte fayda var, misafir filan geldiğinde çok havalı oluyor. :)

Malzemeler:

2 su bardağı un
2 yemek kaşığı kakao
1 yumurta
1 paket vanilya
1/2 su bardağı toz şeker
1/3 paket yumuşak margarin
4 yemek kaşığı nişasta
1 paket instant kuru maya

Yapılışı:

Tüm malzemeleri güzelce yoğurup, nmerdaneyle ince açıyoruz ve tırtıklı kesecekle kare veya dilediğimiz bir şekil vererek kesiyoruz. Yağlı kağıt serilmiş tepsiye diziyor ve 200 derecede 10 dakika kadar pişiriyoruz. İsteğe göre piştikten sonra eritilmiş çikolata ve hindistan cevizine bulayarak tercihen kahve ile servis yapıyoruz.


Afiyet olsun.

28 Ocak 2008

LAHANA SARMASI


Sayfayı her açtığınızda aynı resim aynı resim, çok sıkıldınız değil mi, ben de öyle! Ama bu aralar öyle karıştım ki çorbaya döndüm. Bir yandan iş bir yandan ev, şimdi de dersler... Ben bu açıköğretimi kendi kendine bitiyor sanmıştım ama maalesef yanılmışım. Ben önemsemedikçe konular dağ gibi yığılmış. 2-3 ay sonra sınavlar başlıyor ben de derslerin arasında kayboldum. Ne spor ne de bloga yemek tarifi hiç bir şey kalmadı. Aman okuyorum okuyorum bir de yavaş anlıyorum ki sormayın dönüyorum bakıyorum bir arpa boyu yol almışım. Böyle bir şey işte! Neyse bu arada biriken tariflerden biri de lahana sarması idi. Bugünden başlayarak biriken tariflerimi yavaş yavaş eritmeye çalışacağım. İşte geldi:

Malzemeler:

1 büyük boy lahananın dış yaprakları
1 orta boy soğan
250gr. kıyma
1 su bardağından 1 parmak fazla pirinç
3 yemek kaşığı salça
1 su bardağına yakın sıvı yağ
Tuz, karabiber
Maydanoz, dereotu

Yapılışı:

Sarma yapraklarını tuzlu suda haşlayıp soğumaya bırakıyoruz. Diğer yandan soğanı küp doğrayıp diğer iç malzemelerini de ekliyoruz. Sarmaları sardıktan sonra tencereye dizip üzerine de 1-1,5 su bardağı su koyup kaynamaya bırakıyoruz. Kısık ateşte suyunun yarısını çekene kadar pişirip altını kapatıyoruz.

Afiyet olsun.

19 Ocak 2008

AŞURE

Çok mutluyum aşure ayı geldi bugünden itibaren başlıyor ve ben aşureyi bu sefer yiyemesem de yapması bile çok zevkliydi.

Ben çocukken birbiriyle çok samimi görüşen kocaman bir mahallede büyüdüm. İstanbul’da olmamıza rağmen -her zaman çok özendiğim- küçük yerleşim yerlerindeki gibi samimi bir ortam vardı Şimdiki gibi çocuklar fanusta büyümezdi, biz sabahtan akşama kadar sokakta oynardık, herkes sokakta birbirinin çocuğunu kollardı o zamanlar. Bakkalı, kasabı, manavı, caminin hocası hepsinin gözü bizim üzerimizdeydi sanki...

Aşure zamanı geldiğinde annem dünyanın aşuresini yapıp herkese dağıtırdı. Bense kapı kapı dolaşıp o aşureleri dağıtırken bu güzelim şeyi neden başkalarına vermek zorunda olduğumuzu bir türlü anlayamazdım. Hep anneme:

-Anne n’olur çok çok yap ama kimseye dağıtmayalım, derdik. Annem de tamam, deyip sonra yine dağıtırdı.

Ne kadar yesek de doyamazdık aşureye. Geçen sene annemi arayıp aşure yaptın mı diye sorunca ne dese beğenirsiniz?

-Aşure mi? Kızım o karbonhidrat deposu, bana ağır gelir yapmıyorum artık!

Neyse ben son üç yıldır falan adet haline getirdim. Yapıyorum ve dağıtıyorum... Bu arada aşureyi her yöre farklı yapıyor, hepsinin lezzeti kendine göre güzel ve değişik. Önemli olan paylaşmak, Allah herkesinkini kabul etsin. Ben bu yıl abartıp öyle çok yaptım ki, bir kısmını şirketteki arkadaşlarla yedik. Bugünden itibaren de evdeki kısmı akraba ve eş- dost ile birlikte tüketeceğiz.

Gelelim tarife, bu arada bu tarif makul ölçülerde bir büyük tencere kadar oluyor. Daha fazla yapmak isterseniz benim yaptığım gibi 5-6 katını deneyebilirsiniz:


Malzemeler:

2 kase aşurelik buğday (yarma)
1 kase kuru fasulye
1 kase nohut
½ kase üzüm (sarı)
½ kase kayısı
½ kase kuru incir
5 su bardağı toz şeker
1 su bardağı süt
Tarçın
Ceviz

Yapılışı:

Nohut ve kuru fasulyeyi bir gün önceden iyice haşlıyoruz. Ertesi gün yarmayı güzelce ayıklayıp, süzüp üzerine 5-6 parmak geçecek kadar su koyup, 1-2 saat kadar nişastasını iyice salana kadar pişiriyoruz. Bu arada incir, kayısı ve üzümü yıkayıp, kayısı ve inciri küçük parçalara bölüp, ayrı ayrı kaplarda haşlıyoruz. Aşuremiz hala ateşin üzerindeyken yarma pişince nohut, kuru fasulye ve haşlayıp suyunu süzdürdüğümüz kuru yemişleri de yarmanın üzerine ekliyoruz. Toz şekerini koyup şöyle bir çeviriyoruz. Şeker iyice eriyince sütünü de ekleyip ateşin altını ve tencerenin kapağını da kapatıp oda ısısında soğumaya bırakıyoruz. Daha sonra da buzdolabında muhafaza ediyoruz.

Burada dikkat edilecek 2 husus var:

Birincisi; aşureyi yapmak istediğimizden çok daha sulu yapalım ki ertesi gün içindeki yarmadan dolayı suyunun çoğunu çekince uygun kıvama ulaşsın.

İkincisi; cevizi yerken üzerine dökelim. Pişirirken veya dolaba kaldırdığımızda dökersek aşurenin rengini simsiyah yapıyor. Tecrübeyle sabittir. :)

Böylece üzerine tarçın ve bol iri dövülmüş ceviz ile servis yapıyoruz.

Afiyet olsun.

18 Ocak 2008

TAHİN HELVALI KURABİYE



Efendiiiim, şimdi geçtiğimiz Cumartesi gündüz vakti Nezahat ile konuştuk, bana oturmaya gelecek (aaa ne zamandır görüşmüyoruz), biz her Cumartesi birlikteyiz; daha doğrusu onlar Cumartesi Mutfağının müdavimlerindendirler, ben de tabi bu durumdan zevk alıyorum, neyse abisi getirmeye gitti (kendisi kocam olur). Ben de şöyle bir düşündüm acaba gün içinde atıştırmalık çocuklara ne yapsam diye, e çocuklar her hafta her hafta kek yemekten helak oldular artık keke bakamayacaklar, o yüzden değişik ne deneyebilirim. Sonunda anneannemin kurabiyesini rengini hafif koyulaşırarak –malum kahverengi olmayınca pek rağbet göstermiyorlar- yapmaya karar verdim; sonra dolapta bir zaman önce alınmış ve ben diyette olduğumdan kimsenin pek de dokunmadığı tahin helvasını (bizim evin erkekleri pek ağızlarının tadını bilmezler) gördüm ve bunu da bir şey yapıp içine koysam da bir an önce gözümün önünden kalksa, diye düşünürkeeen, oley dedim tamam kurabiyenin içine koyayım. Ama acaba nasıl olur diye de endişelenmedim değil. Neyse hemen sıvadım kolları anneannemin misss gibi anneanne kurabiyesinin tarifine kakao ekleyerek yoğurdum. Her bir bezeyi elimde hafifçe neskafe fincanlarının tabakları var ya o kadar açtım sonra da ortasına kocaman bir parça tahin helvası koydum. Yuvarlak şekil verip fırına sürdüm ama üzerine yumurta sürmedim. Neden diye sormayın, bilmiyorum.

Bu arada benim sevdalı kafa evdeki işlere daldı gitti. 15-20 dakika sonra geldim baktım kurabiyeler pişmiş gibi görünüyor ama hem rengi kahverengi hem de üzerine yumurta sürmediğim için emin olamıyorum. Hadi dedim içine bir kürdan batırayım. Batırdım kürdan çıktı o da ne! Kürdan sıpsıvı... Allah allah diyorum bu kurabiye çok çabuk pişerdi ne oldu, gidiyorum geliyorum kontrol ediyorum aynı, her neyse ben fırında 20 dakika daha tuttum, en sonunda kürdan temiz çıktı. Kurabiyeleri çıkardım Nezahat geldi.

Ben diyorum ya sevdalı kafa, kurabiyenin içine tahin helvası koyduğumu unuttum, o yüzden kürdan sıvı çıkıyor. Taa ki 40 dakika boyunca;helvalar eriyip ortadan kaybolup, kurabiye kazık gibi kuruyana kadar pişirmiş oldum tabi.

Şimdi kurabiyelere bakıyoruz taş. Biz buna ne yapsak derken ben 1 paket çikolatayı benmari usulü erittim. Kurabiyenin ortası boş çünkü, aklımız sıra çikolatayı kurabiyelerin arasına sıkacağız. E kurabiye sert, olmadı tabii, Nezahat dedi ki: aaa hadi gel bunları çikolataya batıralım. Süper fikir, hemen yaptık öyle güzel göründü ki, peki üzerine? Hindistan cevizi aşkım benim. Aynı pastanedekilere benzedi, Bir süre sonra çikolatalar soğudu, kurabiye de pastanedeki kuru pastalar gibi gevrek oldu. Ben bile beğendim. Çocuklar ayıla bayıla yediler. Hatta Kuzey Pazartesi günü beslenmesine bile koydurttu.

Bir dahaki yapışımda 15 bilemedin 20 dakika yeter, eminim çok daha iyi olacak. Anneanneme gelince, sevgili pamuk gibi kurabiyesini görse tanımazdı herhalde, o yüzden bahsetmedim bile...

Eh hadi bakalım çok gevezelik ettim şimdi de sıra tarifte:

Malzemeler:

1 yumurta
1/3 su bardağı yoğurt
1/2 su bardağı sıvı yağ
1/2 su bardağı toz şeker
1 paket kabartma tozu
2-3 yemek kaşığı kakao
Aldığı kadar un (benim hamur 2 su bardağı kadar aldı)


Yapılışı:

Tüm malzemeleri karıştırıp iyice yoğurduktan sonra aralarına tahin helvası koyuyoruz. Şekil verip 200 derece fırında 15-20 dakika kadar pişiriyoruz.

1 paket çikolatayı benmari usulü eritip, çikolatalar sıcakken kurabiyeleri çikolataya batırıyoruz. Üzerine hindistan cevizi serpiştirip soğumaya bırakıyoruz. Sizinki yumuşacık olacaktır emin olun.

Afiyet olsun.