tatlılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tatlılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Nisan 2009

TRUFF



Uzun zamandır mutfağa girmemiştim, yavaş yavaş ısınıyorum. Geçenlerde buzluğu açtığımda çikolatalı topları yapmak üzere sakladığım kek, kurabiye, bisküvi vs. malzemelerin epeyce birikmiş olduğunu fark ettim. Bu sefer truff yapmaya karar verdim. Tarifleri ölçülü olarak veremesem de yaklaşık bir şeyler yazmaya çalışacağım.

Malzemeler:

1-2 dilim kek
1 adet kurabiye
2-3 tane bisküvi
2 paket kare çikolata
Yarım su bardağı damla çikolata
Dövülmüş fındık, fıstık, pasta süsü, hindistan cevizi

Yapılışı:

Kek, kurabiye ve bisküvileri robottan geçirip un haline getiriyoruz. Bir kapta benmari usulü erittiğimiz 1 paket çikolatayı ve damla çikolataları bu karışımın içine döküp güzelce yoğuruyoruz. Çikolatalı hamuru biraz donması için 1 saatliğine buzdolabına kaldırıyoruz. Hamur kendini topladığında minik toplar yuvarlayıp, yine benmari usulü erittiğimiz 1 paket çikolataya kürdan yardımıyla batırıp çıkartıyoruz. Hemen arkasından, isteğe göre dövülmüş fıstık, fındık, hindistan cevizi veya pasta süsüne buluyoruz. Çikolataların donması için truffları tekrar buzdolabında bekletmek gerekiyor. Ben şöyle bir yöntem uyguladım: Hani elektronik malzemelerin paketinden çıkan beyaz köpükler vardır ya, işte onlardan bir parça saklamıştım. Truffları kürdanları ile birlikte köpüğe saplayıp öyle buzdolabına kaldırdım. Böylece şekilleri bozulmamış oldu. Çikolatalar donunca kürdanları çıkarıp, minik truff kağıtlarına yerleştirdim. Gayet şık olduğunu düşünüyorum. Eğer evde portakal, kayısı, incir reçellerinden herhangi biri varsa tanelerini doğrayıp truff hamurunuza katabilirsiniz. Çok lezzetli oluyor.

Afiyet olsun…

14 Ağustos 2008

ÇİKOLATA SOSLU CHEESECAKE



Merhaba,

Öyle bir tempoya girdim ki, sabah akşam davranış bilimleri yani sosyoloji ve psikoloji çalışıyorum. Daha önce hiç çalışmadığım ve bütünlemeye bırakırım dediğim 2 dersten biriydi, e artık gün bu gün deyip başladım hatmetmeye... Psikoloji dersi daha önce lisede hiç almamıştım, son derece zevkli olduğunu farkettim, ancak bir o kadar da karışık bir ders. Sosyoloji ise akıllara zarar, oku oku hiç bir şey kar etmiyor. Sadece evlilik, aile ve çocuklarla ilgili bölümleri anladım o kadar :( Yine de iyice hakkını vermem ve bütünlemeden ciddi yüksek bir puan almam gerekiyor, çünkü çalışmadığım için vize ve final notlarım çok düşük.

Bu arada ev ve iş son hızla devam ediyor. Yavaş yavaş tatil dönüşü sendromundan sıyrılıyorum. Yine Cumartesi günleri mutfak trafiği sıkışık ancak akşamları kışa göre daha hafif yemeklerle geçiştirmeye çalışıyoruz. Bol bol meyve tüketmeyi de ihmal etmiyoruz. Buna rağmen aylardır kilomda bir değişiklik olmadı.







Yukarıdaki cheesecake de kekevinden 1-2 ay önce denediğim bir tarifti. Daha ilk yapışımda eşim 2 gün sonrası için söz aldı ve tekrar yaptırttı. 10 gün içerisinde neredeyse 3 defa yaptım, her seferinde değişik misafirlere ikram edildi ve en az 2-3 kişiye tarif edildi. Öyle başarılı bir tarif ki pastanelerden alıp yediklerinizden bile daha güzel. Kısa sürede pişirilebilecek çok pratik ve hafif bir tatlı olması da cabası.

Yalnız benim kek kalıbım tarif için biraz büyük geldi sanırım, o yüzden üst kısımdaki peynirli karışım da çok alçak oldu ilk pişirişimde... Ben de çözüm olarak peynirli karışımın miktarını iki katına çıkardım. Çünkü daha küçük bir kelepçeli kabım yok. Tarife bakmak ve denemek isteyenler buradan ulaşabilirler. Hepinize afiyet olsunnnnn....

01 Temmuz 2008

TİRAMİSU



Hala tatildeyim, dinleniyorum. Tatilimizin 4.günü ama bana daha bile uzun geldi. Koşuşturmaya öyle alışmışım ki, burada elimi kolumu nereye koyacağımı şaşırdım. Bu kış son derece yoğun geçti; bir yandan dersler, bir yandan ev, kuzeyin okulu kursları ve de benim işim… Bu kadar yoğunluktan sonra burada yaptığım tek şey, yiyip içmek ve uyumakJ Buna enerji depolamak diyorlar ama bence adı kilo depolamak!

Eylülde bütünleme sınavlarım var, tam 5 dersten sınava gireceğim ve hepsini de vermek zorundayım. Eğer 1-2 dersten borçlu geçersem o kadar dersle seneye baş edemem. Tatilden dönünce beni nelerin beklediğini düşünmüyorum bile… Nasıl olsa evde düşünecek çok zamanım var.

Dedim ya, burada hiç iş yapmıyorum. E tabi girilecek mutfak da yok, ekmek elden su gölden. O yüzden Bernacığımın benim için denediği tariflerden ikincisi olan tiramisuyu huzurlarınıza getiriyorum. Yapın ve yiyin anacığım.
Berna seni çok sevdiğimi daha önce de söylemiş miydim?






Malzemeler:
1 pastaban
1 su bardağı sıcak su
2 adet üçü bir arada karamelli olursa daha iyi
2 çorba kaşığı toz şeker

kreması:
4 su bardağı süt
1 adet yumurta
3 kahve fincanı un
3 kahve fincanı toz şeker
1 paket labne
1 paket vanilya

Yapılışı:
Süt, yumurta, un ve şeker çırpılır. Kaynayıncaya kadar karıştırılarak pişirilir. Vanilya eklenir ve soğuyunca labne katılır, mikserle çırpılır. Daha sonra sıcak su, kahve ve şeker karıştırılarak kek ıslatılır. Kkekin birinci katına labne krema sürülür. İkinci katı da üzerine yerleştirilip tekrar labne krema sürülür. Daha sonra üzerine kahve serpiştirilir.


Afiyet olsun.

20 Nisan 2008

ANNEANNEMİN KURABİYESİ


Malzemeler:

1 yumurta
1/3 su bardağı yoğurt
1/2 su bardağı sıvı yağ
1/2 su bardağı toz şeker
1 paket kabartma tozu
Üzeri için ayrıca 1 yumurta sarısı
Un

Yapılışı:

Yumurta sarısı hariç tüm malzemeleri karıştırıp kulak memesi kıvamında hamur elimize yapışmayacak gibi olana kadar un ekleyip yumuşak bir hamur elde ediyoruz. Saç örgüsü veya yuvarlak şekil verip üzerine yumurta sarısını sürüyoruz. 200 derece fırında 15-20 dakika kadar pişiriyoruz. Fırından çıkınca üzerine nemli bir bez örtüp ılıklaşana kadar bekletiyoruz.

Afiyet olsun.

25 Mart 2008

KABAK TATLISI


Malzemeler:

1 kg ayıklanmış kabak
Toz şeker
1-2 damla limon suyu

Yapılışı:

Kabakları yıkayıp bir karnıyarık tenceresine tek sıra halinde diziyoruz. Üzerine bolca (maalesef ölçü veremiyorum) tamamen kaplayacak kadar şeker koyuyoruz. Daha sonra limon suyunu da ekleyip, kısık ateşte şekerler sulanınca altını açıyoruz. Kaynayınca altını kısıp, kapağını kapatıyoruz. Şekerler tamemen eriyip de suyu kalınlaşıncaya kadar pişirmeye devam ediyoruz. Kabaklar iyice yumuşayınca ateşten alıp soğutuyoruz. Daha sonra kapaklı bir kaba koyup buzdolabında muhafaza ediyoruz. Servis sırasında cevizle süslüyoruz. Afiyet olsunnn...

22 Mart 2008

IRMAK İÇİN YAPTIĞIM ŞEKER HAMURLU YAŞ PASTA




MERHABAAAAA....

Evet inanılır gibi değil biliyorum ama neredeyse 1 aydır hiç bir şey yazmadım, blogumla ilgilenemedim. Ben yokken neler yaptınız bakalım?

Ben mi, neler yapmadım ki.. Öncelikle çok çok ders çalıştım açıklamak gerekirse, Matematik bitti-Sonra biraz Muhasebe çalıştım yarısından fazlasını hallettim. Daha sonra da işletme derslerimi hallettim. Bu kadar çalışmaya yine de çok iyi sayılmam çünkü deneme sınavlarımda hep 70 civarı alıyorum. Yani çok da iyi değilim bu dersler konusunda...

Aslında bu kadar kısa sürede bu üç dersi bitirebildiğime bile şaşıyorum. Çünkü ben ders çalışmaya çok geç başladım. Yaklaşık 20 yıl sonra tekrar okumaya karar verince insan, planlamaya nerden başlanır nasıl bir dağıtım yapılır buna pek karar veremiyor. Profesyonel yardım da almadım bu arada... Şayet dershaneye gitseydim, her şey çok daha kolay olacaktı ama ben bunun önemini çok geç anladım. Hoş önceden anlasam ne olacaktı, çok bir şey farketmeyecekti çünkü benim için dershaneye falan vakit ayırmak tam bir hayal. Benim okumam bile o kadar büyük bir lüks ki, Hem küçük çocuğum var hem de çalışan bir anneyim. Hafta içi akşamlarımı tahmin edersiniz. Hafta sonu da boş kaldıkça çalışmaya özen gösterdim. Bu arada bir şey farkettim. Ben okuma derslerini çok iyi anlayamıyorum, yani hiç aram yok sözel derslerle... Matematik hem çok zevkli geliyor hem de daha çabuk kavrıyorum.

Her neyse 2 hafta sonra sınavlar başlayacak, ben daha 4 dersin kapağını bile açmadım. Onları da temizleyebildiğim kadarıyla temizleyip kalanlarını bütünlemeye bırakmayı planlıyorum. Başka türlü olmayacak.

Bu arada yemekler pişirildi, fotoğraf çekmek unutuldu, pastalar yapıldı ama yazılamadı. Sonra fotoğraf makinemi 2 hafta kadar önce eltime vermiştim, kardeşinini nikahına giderken almıştı. O arada da yemekler pişirildi ama bu sefer makine yoktu. Zaten 1-2 hafta boyunca doğru dürüst mutfağa da uğranmadı ki...


Neyse canlarım sonuç olarak bugün buradayım, sizlerleyim.Umarım bu kadar ihmali affedebilirsiniz. Bir daha da arayı bu kadar uzatmamaya karalıyım. Öncelikle birikmiş tarfilerden başlayayım dedim. Bu pastayı sömest tatili için Ankara'ya gelen kuzenim Irmak için yapmıştım. Aama bir türlü yayınlamaya fırsat bulamamıştım. Kısmet bugüneymiş ne diyelim...

Yine hazır pandispanya ve krema ile yapılmış bir pasta bu... evde o kadar uğraşıp sonunda iyi bir şeyler çıkaramama belki diye genelde hazır alıyorum, zaten hazır pandispanyalar da çok lezetli... Bir gün yemeye de beklerim :)

24 Şubat 2008

ÇİKOLATALI TOPLAR


Dün akşam 2 haftadan beri görmeye gidemediğim kayınvalidem ve eltimler (Türkan) geldiler. Biz her pazar günü kayınvalidemi ve anneannemi görmeye gideriz ailecek. Fakat geçen pazar çok kar yağdığı için yolların durumundan dolayı evden çıkamamıştık. Artık bu pazar gideriz diyordum ki onlar bize geldiler. Hasretime dayanamadılar tabi... :) Bu arada Gönül Ablamlar da onlarla birlikte gelmişler, onlar gelmeden bir saat önce de İlknurlar telefon etmişlerdi geliyoruz diye.. Böylece dün akşam curcuna vardı bizim evde... Çayın yanına bir şeyler hazırladık, ayrıca hazır kalabalık varken bir şeker hamurlu yaş pasta denemesi daha yaptık. Hep birlikte süsledik çok zevkliydi. Bu arada aklıma buzlukta daha önceki pasta denemelerimde şekil vermek için kenarlarından kesip buzluğa attığım hazır pastabanlar ve artan küçük kurbişlerim geldi. Ben kek, bisküvi, kurabiye vs. 2-3 tane de olsa artan her şeyi buzlukta bir köşede biriktiriyiorum. Sonuç olarak ortaya bu toplar çıktı.


Malzemeler:

Bir miktar artmış minik kurabiye
Bir miktar artmış kek parçaları
2-3 kaşık portakal reçeli
1/2 çay bardağı süt
1 paket (80 gr.) bitter çikolata
Hindistan cevizi
1 tatlı kaşığı tereyağı


Yapılışı:

Çikolatayı benmari usulü erimeye bırakıyoruz. Çikolata erirken bir yandan da kek ve kurabiyeleri doğrayıcıda çekiyoruz. Erimiş çoklatanın içine tereyağını koyup o da eriyince sütü ekleyip özleşene kadar karıştırıyoruz. Rondodan geçirdiğimiz karışıma çikolatayı ve portakal reçelini karıştırıp iyice yoğuruyoruz. Minik toplar yapıp hindistan cevizine buluyoruz.

Afiyet olsun.

10 Şubat 2008

ELİF'İN ŞEKER HAMURLU YAŞ PASTASI


Merhaba, geldim işte kızmayın bana... Hem de yepyeni bir pastayla döndüm. Bu pasta dün kırkı çıkıp da dayısı ve yengesini ziyarete gelecek olan Elif için hazırlandı. Ama onlar gelemeyince Cem, Cemil ve Beste pastası oldu. Çünkü Türkan'lara (eltim) götürdüm.

Tarif çok kolay: 2 adet hazır pandispanyayı sütle azıcık ıslattıktan sonra aralarına (2 paket) çilekli krem şanti ve damla çikolata yaydım. Dışına da kalan krem şantiyi sürüp (toplam dört katlı bir pasta oldu) dolaba kaldırdım. 3-4 saat bekledikten sonra dışına pudra şekeri ile yaydığım şeker hamurunu kapladım. Üzerine de önceden hazırlayıp kuruttuğum süsleri yerleştirdim. Süsleri balla yapıştırdım.



Yalnız bu şeker hamurlu pastayı ben diğer bloglarda görüyorum, herkes kalıp gibi yapıyor. Ben nedense bir türlü etrafını oturtamıyorum. Bunun bir püf noktası var ama nedir çok merak ediyorum. Neyse belki ilerde öğrenirim.

Hadi afiyet olsun.

02 Şubat 2008

AYICIKLI KURABİYE


Merhaba, ders aralarında biriken tariflerimi yayınlayacağımı söylemiştim. Bu kurabiyeler de bir kaç hafta öncesinden Cumartesi Mutfağında imal edildiler. Tarifi daha önceki tahin helvalı kurabiye tarifinin aynısı.

Kurabiye hamurunu kakao koymadan yoğurup merdaneyle yarım santim kalınlığında açıyoruz ve ayıcıklı veya başka bir kalıpla kesiyoruz. 200 derece fırında (bu kurabiyeler ince açıldığı için) 10-12 dakika kadar tutup çıkarıyoruz.

Üzerine pudra şekeri ile açıp, yine aynı kalıpla kestiğimiz şeker hamurunu yapıştırıyoruz. Şeker hamurunun bir yüzünü fırça ile ıslatırsak kurabiyeye anında yapışacaktır.

Diğer yandan 1/2 paket çikolatayı benmari usulü eritip kürdanla şeker hamurunun üzerini süslüyoruz.

Afiyet olsun.

30 Ocak 2008

KAKAOLU BİSKÜVİ



Neredeyse 10 yıldır yaptığım kaynağını bile unuttuğum bir tarif bu... Sanırım yemek dergilerinden birinde görmüştüm, ama tarifi daha farklıydı. Zamanla eklenen ve çıkarılan malzemeler oldu son olarak da bu hale geldi. Kuzum küçükken çok severdi bu bisküvileri, şimdi çikolatalısını daha çok seviyor. Bence denemekte fayda var, misafir filan geldiğinde çok havalı oluyor. :)

Malzemeler:

2 su bardağı un
2 yemek kaşığı kakao
1 yumurta
1 paket vanilya
1/2 su bardağı toz şeker
1/3 paket yumuşak margarin
4 yemek kaşığı nişasta
1 paket instant kuru maya

Yapılışı:

Tüm malzemeleri güzelce yoğurup, nmerdaneyle ince açıyoruz ve tırtıklı kesecekle kare veya dilediğimiz bir şekil vererek kesiyoruz. Yağlı kağıt serilmiş tepsiye diziyor ve 200 derecede 10 dakika kadar pişiriyoruz. İsteğe göre piştikten sonra eritilmiş çikolata ve hindistan cevizine bulayarak tercihen kahve ile servis yapıyoruz.


Afiyet olsun.

19 Ocak 2008

AŞURE

Çok mutluyum aşure ayı geldi bugünden itibaren başlıyor ve ben aşureyi bu sefer yiyemesem de yapması bile çok zevkliydi.

Ben çocukken birbiriyle çok samimi görüşen kocaman bir mahallede büyüdüm. İstanbul’da olmamıza rağmen -her zaman çok özendiğim- küçük yerleşim yerlerindeki gibi samimi bir ortam vardı Şimdiki gibi çocuklar fanusta büyümezdi, biz sabahtan akşama kadar sokakta oynardık, herkes sokakta birbirinin çocuğunu kollardı o zamanlar. Bakkalı, kasabı, manavı, caminin hocası hepsinin gözü bizim üzerimizdeydi sanki...

Aşure zamanı geldiğinde annem dünyanın aşuresini yapıp herkese dağıtırdı. Bense kapı kapı dolaşıp o aşureleri dağıtırken bu güzelim şeyi neden başkalarına vermek zorunda olduğumuzu bir türlü anlayamazdım. Hep anneme:

-Anne n’olur çok çok yap ama kimseye dağıtmayalım, derdik. Annem de tamam, deyip sonra yine dağıtırdı.

Ne kadar yesek de doyamazdık aşureye. Geçen sene annemi arayıp aşure yaptın mı diye sorunca ne dese beğenirsiniz?

-Aşure mi? Kızım o karbonhidrat deposu, bana ağır gelir yapmıyorum artık!

Neyse ben son üç yıldır falan adet haline getirdim. Yapıyorum ve dağıtıyorum... Bu arada aşureyi her yöre farklı yapıyor, hepsinin lezzeti kendine göre güzel ve değişik. Önemli olan paylaşmak, Allah herkesinkini kabul etsin. Ben bu yıl abartıp öyle çok yaptım ki, bir kısmını şirketteki arkadaşlarla yedik. Bugünden itibaren de evdeki kısmı akraba ve eş- dost ile birlikte tüketeceğiz.

Gelelim tarife, bu arada bu tarif makul ölçülerde bir büyük tencere kadar oluyor. Daha fazla yapmak isterseniz benim yaptığım gibi 5-6 katını deneyebilirsiniz:


Malzemeler:

2 kase aşurelik buğday (yarma)
1 kase kuru fasulye
1 kase nohut
½ kase üzüm (sarı)
½ kase kayısı
½ kase kuru incir
5 su bardağı toz şeker
1 su bardağı süt
Tarçın
Ceviz

Yapılışı:

Nohut ve kuru fasulyeyi bir gün önceden iyice haşlıyoruz. Ertesi gün yarmayı güzelce ayıklayıp, süzüp üzerine 5-6 parmak geçecek kadar su koyup, 1-2 saat kadar nişastasını iyice salana kadar pişiriyoruz. Bu arada incir, kayısı ve üzümü yıkayıp, kayısı ve inciri küçük parçalara bölüp, ayrı ayrı kaplarda haşlıyoruz. Aşuremiz hala ateşin üzerindeyken yarma pişince nohut, kuru fasulye ve haşlayıp suyunu süzdürdüğümüz kuru yemişleri de yarmanın üzerine ekliyoruz. Toz şekerini koyup şöyle bir çeviriyoruz. Şeker iyice eriyince sütünü de ekleyip ateşin altını ve tencerenin kapağını da kapatıp oda ısısında soğumaya bırakıyoruz. Daha sonra da buzdolabında muhafaza ediyoruz.

Burada dikkat edilecek 2 husus var:

Birincisi; aşureyi yapmak istediğimizden çok daha sulu yapalım ki ertesi gün içindeki yarmadan dolayı suyunun çoğunu çekince uygun kıvama ulaşsın.

İkincisi; cevizi yerken üzerine dökelim. Pişirirken veya dolaba kaldırdığımızda dökersek aşurenin rengini simsiyah yapıyor. Tecrübeyle sabittir. :)

Böylece üzerine tarçın ve bol iri dövülmüş ceviz ile servis yapıyoruz.

Afiyet olsun.

18 Ocak 2008

TAHİN HELVALI KURABİYE



Efendiiiim, şimdi geçtiğimiz Cumartesi gündüz vakti Nezahat ile konuştuk, bana oturmaya gelecek (aaa ne zamandır görüşmüyoruz), biz her Cumartesi birlikteyiz; daha doğrusu onlar Cumartesi Mutfağının müdavimlerindendirler, ben de tabi bu durumdan zevk alıyorum, neyse abisi getirmeye gitti (kendisi kocam olur). Ben de şöyle bir düşündüm acaba gün içinde atıştırmalık çocuklara ne yapsam diye, e çocuklar her hafta her hafta kek yemekten helak oldular artık keke bakamayacaklar, o yüzden değişik ne deneyebilirim. Sonunda anneannemin kurabiyesini rengini hafif koyulaşırarak –malum kahverengi olmayınca pek rağbet göstermiyorlar- yapmaya karar verdim; sonra dolapta bir zaman önce alınmış ve ben diyette olduğumdan kimsenin pek de dokunmadığı tahin helvasını (bizim evin erkekleri pek ağızlarının tadını bilmezler) gördüm ve bunu da bir şey yapıp içine koysam da bir an önce gözümün önünden kalksa, diye düşünürkeeen, oley dedim tamam kurabiyenin içine koyayım. Ama acaba nasıl olur diye de endişelenmedim değil. Neyse hemen sıvadım kolları anneannemin misss gibi anneanne kurabiyesinin tarifine kakao ekleyerek yoğurdum. Her bir bezeyi elimde hafifçe neskafe fincanlarının tabakları var ya o kadar açtım sonra da ortasına kocaman bir parça tahin helvası koydum. Yuvarlak şekil verip fırına sürdüm ama üzerine yumurta sürmedim. Neden diye sormayın, bilmiyorum.

Bu arada benim sevdalı kafa evdeki işlere daldı gitti. 15-20 dakika sonra geldim baktım kurabiyeler pişmiş gibi görünüyor ama hem rengi kahverengi hem de üzerine yumurta sürmediğim için emin olamıyorum. Hadi dedim içine bir kürdan batırayım. Batırdım kürdan çıktı o da ne! Kürdan sıpsıvı... Allah allah diyorum bu kurabiye çok çabuk pişerdi ne oldu, gidiyorum geliyorum kontrol ediyorum aynı, her neyse ben fırında 20 dakika daha tuttum, en sonunda kürdan temiz çıktı. Kurabiyeleri çıkardım Nezahat geldi.

Ben diyorum ya sevdalı kafa, kurabiyenin içine tahin helvası koyduğumu unuttum, o yüzden kürdan sıvı çıkıyor. Taa ki 40 dakika boyunca;helvalar eriyip ortadan kaybolup, kurabiye kazık gibi kuruyana kadar pişirmiş oldum tabi.

Şimdi kurabiyelere bakıyoruz taş. Biz buna ne yapsak derken ben 1 paket çikolatayı benmari usulü erittim. Kurabiyenin ortası boş çünkü, aklımız sıra çikolatayı kurabiyelerin arasına sıkacağız. E kurabiye sert, olmadı tabii, Nezahat dedi ki: aaa hadi gel bunları çikolataya batıralım. Süper fikir, hemen yaptık öyle güzel göründü ki, peki üzerine? Hindistan cevizi aşkım benim. Aynı pastanedekilere benzedi, Bir süre sonra çikolatalar soğudu, kurabiye de pastanedeki kuru pastalar gibi gevrek oldu. Ben bile beğendim. Çocuklar ayıla bayıla yediler. Hatta Kuzey Pazartesi günü beslenmesine bile koydurttu.

Bir dahaki yapışımda 15 bilemedin 20 dakika yeter, eminim çok daha iyi olacak. Anneanneme gelince, sevgili pamuk gibi kurabiyesini görse tanımazdı herhalde, o yüzden bahsetmedim bile...

Eh hadi bakalım çok gevezelik ettim şimdi de sıra tarifte:

Malzemeler:

1 yumurta
1/3 su bardağı yoğurt
1/2 su bardağı sıvı yağ
1/2 su bardağı toz şeker
1 paket kabartma tozu
2-3 yemek kaşığı kakao
Aldığı kadar un (benim hamur 2 su bardağı kadar aldı)


Yapılışı:

Tüm malzemeleri karıştırıp iyice yoğurduktan sonra aralarına tahin helvası koyuyoruz. Şekil verip 200 derece fırında 15-20 dakika kadar pişiriyoruz.

1 paket çikolatayı benmari usulü eritip, çikolatalar sıcakken kurabiyeleri çikolataya batırıyoruz. Üzerine hindistan cevizi serpiştirip soğumaya bırakıyoruz. Sizinki yumuşacık olacaktır emin olun.

Afiyet olsun.

05 Ocak 2008

ŞEKER HAMURLU YAŞ PASTA

Yaptım, yaptım ben de şeker hamurundan pasta yaptım!
Kaç aydır bloglarda şeker hamuru ile pasta yapan arkadaşlarımı gördükçe içim içimi yiyordu. Ben de yapsam, acaba becerebilir miyim? N'apsam nasıl etsem? Öyle özeniyordum ki anlatamam, ben özendikçe her gün yeni bir şeker hamurlu pasta ile karşılaşıyorum, nasıl kıskanıyorum anlatamam, hasetimden çatlıyorum.

Sonra ciddi ciddi araştırmaya başladım, önce şeker hamurunu evde yapmayı denedim, rezil ettim. Hiç beceremedim. Sonra hazır alayım dedim, e marketlerde yok ki! Ankara'da pastacılıkla ilgili ürünler satan bir yer varmış internetten araştırdım buldum Gimat'ta. Son aşama olarak Yıldırım'a yapıştım:

-Aşkııım n'olur beni Gimat'a götür şeker hamuru almam lazım.

- O da nesi?

-Pasta yapıcam da...

-Boşver sen pasta yapma, pastaneden alırız.

-Ama ben yapmak istiyorum.

-Hayatım şimdi gidip alıcaz, iki yapıp bıkıcaksın biliyorum ben...

-Hayır hayır bıkmam söz hep yapıcam yeter ki öğreneyim.
(Yıldırım baktı bozuk plak gibi sürekli aynı şeyi tekrarlıyorum. Kurtuluş yok)

- İyi tamam gider alırız.

Gimat'a gittik, şansa bak bizim eski dükkanın tam karşısındaymış, ben daha önce hiç dikkat etmedim. Ama maalesef bayram arefesi olduğu için 1 kiloluk hiç şeker hamuru kalmamış tek renk var o da siyah!!!

Ben de 6 kiloluk koca kutuda bir beyaz şeker hamurunu aldım eve getirdim. Mutluluktan uçuyorum. Biraz gıda boyası, o da ne her taraf battı kıpkırmızı oldu, temizle temizleyebilirsen akşama kadar uğraştım minnacık bir kalp şeklinde kırmızı şeker hamuru elde ettim.



Ama azmin elinden hiç bir şey kurtulmazmış derler ya benimki de o hesap sonunda (2 gün sonra falan) ortaya üstteki kırmızılı pasta çıktı sağı solu biraz şekilsiz oldu ama olsun, Elif Bebeği ziyaret için Polatlı'ya gittiğimiz gün yapmıştım herkes bayıldı. Bense çok şaşırdım, çünkü üstü bana göre pek iç açıcı görünmüyordu. Sonra aynı pastanın minyatürünü yılbaşı gecesi çocuklara yaptım. Valla bayıla bayıla yediler. Tek kusur ikinci pastada krem şanti yerine krem ole kullanmıştım. Ve hamuru koymadan önce dolapta bekletmediğim için biraz sonra şeker hamurunu sulandırdı, pasta eciş bücüş oldu. Neyse bir dahaki sefere daha iyisini yapmaya çalışacağım. Bu arada bu konuda bilgisi ve tecrübesi olan arkadaşlardan tavsiye vermek isteyen olursa çok sevinirim.

İşte tarif :

Malzemeler:

1 adet hazır pastaban
1 adet hazır pasta kreması
1 su bardağı kadar damla çikolata
Keki ıslatmak için 1 su bardağı kadar süt

1 elma büyüklüğünde beyaz şeker hamuru
1 elma büyüklüğünde kırmızı gıda boyası ile renklendirilmiş şeker hamuru

Yapılışı:
Önce kekin ilk katını sütle ıslatıp poşetin üzerindeki tarife göre hazırladığımız pasta kremasını sürüyoruz. Üstüne damla çikolataları serpip ikinci kat keki üstüne koyuyoruz. Onun üstüne de kalan kremayı sürüp etrafına da krema sıvıyoruz. Dolapta tercihen 1 gece kadar bekletip üzerine pudra şekeri ile açtığımız şeker hamurunu yerleştiriyoruz. Minik kalıplarla şekil verdiğim kırmızı şeker hamuru ile üzerini süslüyoruz. İşte hepsi bu kadarrrr...

Afiyet olsun.

GÜLLAÇ


Şimdi nerden çıktı bu demeyin. Güllaç hayatımda yaptığım en kolay ve en hafif tatlı...Benim çok sevdiğim ve İstanbul'a taşınan arkadaşlarım var: Saliha ve Mehmet... Ankara'da otururlarken çok sık bir araya gelirdik, ama şimdi fazla görüşemiyoruz tabiii. Sevgili arkadaşlarım özellikle de Mehmet güllaca bayılır, her sene Ramazan boyunca nerdeyse 2-3 günde bir görüştüğümüz için her görüşmemizde bu güllacı isterdi benden. Bu bayram Ankara'ya geleceklerini öğrenince Yıldırım (sevgili eşim) aradı taradı sonunda güllacı bulup getirdi. Bana da yapmak düştü, Mehmet ve Saliha bayramda güllaç görünce gözlerine inanamadılar.


E hadi tarifini veriyorum işte:


Malzemeler:

500 gr. lık bir paket güllaç
2,5 litre süt
2-3 su bardağı toz şeker
1 su bardağı iri dövülmüş ceviz
1/2 adet ayıklanmış nar


Yapılışı:

Süte şekeri ekleyip bir tencerede kaynatıyoruz. Altını kapatıyoruz ve kenarları yüksek bir tepsiye (ben her seferinde büyük dikdörtgen borcam kullanıyorum) güllaçları üst üste diziyoruz. Güllaçların yarısını dizince sıcak sütün yarısını üzerine boca ediyoruz. Araya dövülmüş cevizi serpiştirip güllaçların diğer yarısını da tekrar üzerine diziyoruz. Kalan sütü üstüne boca edip ağzını sıkıca kapatıyoruz. Oda ısısına ulaşınca buzdolabında tamamen soğuyuncaya kadar bekletiyoruz. Bu arada güllaçlar sütün hemen hepsini çekmiş olacaktır. Üzerine narları serpiştirerek servis yapıyoruz.

Afiyet olsun.

Not: Normalde güllaç yapımı daha farklıdır. Tepsiye dizdiğiniz her katın üzerine 1-2 kepçe süt gezdirirsiniz. Fakat öyle yapınca da sütün çoğu alta süzülüyor ve güllaç sütün hepsini çekmiyor. Tatlının altında gereğinden fazla süt birikiyor. Dahası en üstte kalan güllaç diğer katlara göre daha kuru kalıyor. Bunun yerine ben en üste sütü dökmeyi tercih ediyorum. İkinci önemli nokta da güllaç miktarına göre değil de daha küçük bir kap kullanırsanır güllacınız yüksek ve gösterişli olur.

28 Aralık 2007

SÜTLAÇ


Ah benim oğlum öyle çok sever ki sütlacı. Bugüne kadar hep fırın sütlaç pişirdim, ama hakikaten de epey vakit alıyor akşamları yapmak... Hafta içi iki günde bir pişiriyorum, buna rağmen neredeyse aynı gün bitiyor. Çok seviyor kuzum sütlacı... Neyse anneannemden aldığım bu tarifin yapımı gerçekten kolay. Sütlaç gurmemiz de beğenince sorun halledilmiş oldu. Şimdi ha bire pişiriyorum. Ben yemek yaparken o da bir yandan kendi kendine halloluyor.

Malzemeler:
1 litre süt
1 çay bardağı pirinç
1 yemek kaşığı nişasta
3/4 su bardağı toz şeker
işte sadece bu kadarcık:)

Yapılışı:
Öncelikle sütten 1 kase kadar ayırıp kalan sütü kaynatıyoruz. Pirinci ekleyip tekrar fokurdayana kadar karıştırıyoruz. Ateşi kısıp 45 dakika kadar pirinçler sütün neredeyse yarısını çekip de iyice şişene kadar ağır ağır pişiriyoruz. Pirinçler pişince ayırdığımız 1 kase süte nişastayı ekleyip nişastayı sütün içinde iyice eziyoruz. Tamamen ezilince ateşin üzerindeki pirinçli karışıma ekliyor ve bir yandan da sürekli karıştırıyoruz. Yine kaynayıncaya kadar karıştırmaya devam ediyoruz. Kaynadıktan sonra şekerini ekleyip şeker iyice eriyince ateşten alıyoruz sıcak olarak kaselere koyup soğuduktan sonra buzdolabına kaldırın. En az 1-2 saat buzdolabında bekletip üzerini tarçınla süsleyip servis yapın. (3-4 kase kadar çıkıyor)

Afiyet olsun :)
Not: Tarifi uygulayan bir arkadaşım pirinç miktarının kendilerine fazla geldiğini, bu nedenle de ikinci yapışında birazcık azalttığını söyledi. Yukarıdaki miktarlar bizim ailenin damak tadına uyduğu için ben herhangi bir değişikliğe gerek görmedim. Siz de ilk denemeden sonraki yapımlarınızda pirinç miktarını ayarlayabilirsiniz. Ama bence oran ideal oldu...

16 Aralık 2007

EV BAKLAVASI


İnanılır gibi değil ama ben baklava yaptım! Ne zamandır öğrenmek istiyordum, genelde bayramlarda tatlı olarak şekerpare gibi tatlılar yapıyordum. Tabii şekerpare de çok güzel bir tatlı ama bayram için çok uygun değil. Bilirsiniz bayramlarda şöyle ağır oturaklı tatlılar yapılırdı bizim büyüdüğümüz evlerde... Bu hafta sonu bebek telaşı nedeniyle Berna ve Güler Ablam bizde kalıyorlardı, bana baklava yapmayı öğretir misin, dedim o da kabul etti. Düşündüğümden daha kolaymış, saatlerce uğraştıktan sonra ortaya nefis bir baklava çıktı. Son zamanlarda aştım mı ne... Eşim şok geçirdi! Çok mutluyum artık ben de bayramlarda baklava açacağım. Teşekkür ederim Güler Abla! Bu tarifi aslında arefe günü yayınlayacaktım ama belki denemek isteyen olur diye bugünden yayınlıyorum. Ben tarifi 2 misli yaptım yaklaşık 2 büyük tepsi baklava çıktı. Bana, anneanneme, Nezahat'a ve Berna'ya da yarımşar tepsi düştü. Ama sizin 2 tepsi baklavaya ihtiyacınız yoktur sanırım:) O yüzden burada normal tarifin yarısını vereceğim.

Son kiii, üç dört!

Tarif geldiiiii....



Malzemeler:


Hamuru için
1/2 su bardağı su
1/2 su bardağı süt
1/2 su bardağı sıvı yağ
1 yemek kaşığı yoğurt
1 yumurta
1/2 tatlı kaşığı tuz
1 tatlı kaşığı şeker
1/2 paket kabartma tozu
Aldığı kadar un


İçi için
1 su bardağı iri dövülmüş ceviz


Üzerine
2 su bardağı sıvı yağ
1 yemek kaşığı tereyağ


Şerbeti
3 su bardağı toz şeker
2,5 su bardağı su
1 tatlı kaşığı limon suyu


Açmak için

1/2 kg nişasta

Yapılışı:

Tüm hamur malzemelerini yoğurup kulak memesinden biraz daha yumuşak bir hamur elde ediyoruz. Üzerini temiz bir bezle örtüp bir kenarda 2 dakika kadar dinlendiriyoruz.

Dinlendirdiğimiz hamurları cevizden daha küçük olacak şekilde 40 adet minik bezeye ayırıyoruz.


İlk yuvarladığımız bezeden başlayarak 10 adet bezeyi alıyoruz ve teker teker 13-15 cm çapında açmaya başlıyoruz. Bezeleri açarken kesinlikle un değil sadece nişasta kullanıyoruz. Açtığımız 10 adet hamuru aralarına bol nişasta serperek üst üste diziyoruz. Nişastaları serpikten sonra elimizi üzerinde hiç gezdirmiyoruz. Üst üste dizdiğimiz hamurları 50cm çapına ulaşıncaya kadar merdane yardımıyla her tarafı aynı incelikte olacak şekilde açıyoruz.

Resimdeki benim ellerim tanıştırayım... :)

Böylece ilk katımızı elde edeceğiz, ilk katı tepsiye yerleştiriyoruz.

Not: tepside 40 kat hamur olacaktır. Bunları onarlı gruplar halinde açtığımızda 4 kat hamur elde edeceğiz.

İkinci on katı da aynı şekilde açarak tepsiye diziyoruz ve bu işlem sonrasında dövülmüş cevizin yarısını üzerine serpiyoruz.

Sonra diğer 2 katı da onarlı gruplar halinde aynı şekilde açarak ilk tepsiyi tamamlıyoruz. İkinci tepsiye de aynı işlemi uyguluyoruz.

Baklavaları alengirli :) şekiller vererek kesiyoruz.

Bir kapta 2 bardak sıvı yağ ve 1 yemek kaşığı tereyağı eritip fokurdamaya başladıktan sonra 5-10 dakika kaynatıyoruz. Kaynayan yağı kepçeyle hamurun her tarafına döküyoruz. Burada önemli olan yağın iyice kaynatılmasıdır, öyle ki hamura döktüğünüzde cızzz! diye ses çıkması lazım. Denemek için önce yemek kaşığı ile biraz yağı hamura döküp cızırdamaya başlayıp başlamadığını kontrol ediyoruz. Eğer cızırdamadıysa Güler Ablamın çatık kaşlarıyla karşılaşıyor ve yağı kaynatmaya devam ediyoruz.

Yağı tepsinin her tarafına paylaştırıp, fırına sürüyoruz. Benimkiler 200 derece fırının fanlı ayarında 60-65 dakikada kızardılar...

Fırından çıkardığımız baklavalar için 2 seçeneğimiz var. İstersek şerbeti hazırlayıp dökebiliriz, ya da benim gibi baklavayı 2-3 gün önceden pişirip şerbeti kullanmadan 1 gece önce de dökebiliriz. Şerbeti hemen dökeceksek tarif aşağıda:

Su ve şekeri kaynatıp, limon suyunu da ekliyoruz. Ateşten alıp sıcak hamurun üzerine ılık halde döküyoruz ve bir gece bekletiyoruz.

Şerbeti sonra dökeceksek soğuk hamura sıcağa yakın ılık şerbeti döküyoruz ve yine bir gece çekmesini bekliyoruz.

İşte hepsi bu...

Afiyet olsun.

01 Aralık 2007

DAMLA ÇİKOLATALI KEK

Bugün çok güzel bir şey yaptım: spora başladım!


Üzerinize afiyet son zamanlarda ölçüyü fazla kaçırmışım, bir de baktım kilolar almış başını gitmiş... 3 aydır diyetteyim topu topu 2 kilo vermişim (eee insan 4 gün diyet yapıp üç gün bozarsa böyle olur işte) :(



Sonunda ben de bir spor merkezine üye oldum ve bu sabah ilk kez faaliyetlerime başladım. 1 saat kadar kaldım ve eve geldiğimde haşatım çıkmıştı. Alışırım inşallah, ama bu arada diyete de devam tabiii. Yoksa bu 10 kilo nasıl gidecek (aslında 12 kilo da çaktırmıyorum). Kek mi? yok canım onu geçen hafta yapmıştım :)



Hemen her hafta Cumartesi günleri yaptığım kek çeşitlerine geçen hafta bir yenisini daha ekledim. Aslında damla çikolatayı kekte duydum hatta yedim ama ben hiç denememiştim. Cumartesi günü kekin içine koyacak malzeme bulamayınca damla çikolatada karar kıldım. Kuzey bu rengi kahverengi olmayan (hep iki renkli veya kakaolusunu istiyor) kekin renginden pek memnun kalmadı ama tüm misafirler zevkle tükettiler, böylece hafta sonu misafirlerinden geriye kalanlar Kuzey’in midesini değil dipfrizi boyladılar.

Yapılışı daha önceki iki renkli kekimden farklı değil, sadece kek hamurunu ikiye bölmeden 1 su bardağı damla çikolatayı ekleyip iyice karıştırıyoruz ve hepsini kek kalıbına döküyoruz. Pişirdikten sonra soğumasını bekleyerek servis yapıyoruz. .


Afiyet olsun...

04 Kasım 2007

MOZAİK PASTA


Malzemeler:
2 paket petibör bisküvi
1 su bardağı süt
1 su bardağı toz şeker
Yarım paket (125 gr.) margarin veya tereyağı
3 yemek kaşığı kakao
1 paket vanilya

Yapılışı:
Derince bir kaba bisküvileri kırıyoruz. Diğer yandan ocakta yağı eritip, üzerine süt, kakao, şeker ve vanilyayı ekliyoruz. Kaynadıktan sonra bu karışımı ocaktan alıp küçük küçük kırdığımız bisküvilerin üzerine döküyoruz. Bizküvileri kaşıkla karıştırıp, alüminyum folyoya sarıyoruz. Buzdolabında 1 saat kadar beklettiğimiz pastayı dolaptan çıkararak piramit şeklini veriyoruz. Bir kaç saat daha soğutup dilimleyerek servis yapıyoruz.

Afiyet olsun.

29 Ekim 2007

ŞEKERPARE














Şekerpareyi en küçük görümcem (bende dört görümce var) Nezahat yıllar önce yapıp bize getirmişti. Tabi bayıldık yerken... Hiç vakit kaybetmeyip tarifini almış ve her fırsat bulduğumda yapmaya başlamıştım. O kadar uzun zamandır yapıyorum ve öyle özdeşleşmişim ki tarifin asıl kaynağını kendim zannetmeye başladım. Bu tarif arkadaşlarım arasında epey yaygınlaştı, hatta sevgili arkadaşım Efser'le taa Amerika'lara bile gitti. Neyse fazla uzatmıyayım da tarife geçeyim bir an önce...

Malzemeler:
4 yumurta
5 yemek kaşığı pudra şekeri
3 su bardağı un
1 paket yumuşak margarin
1 limon kabuğu rendesi
1 paket vanilya
1 paket hamur kabartma tozu
Fındık

Şerbeti için:
3 su bardağı toz şeker
3 su bardağı su
1-2 damla limon suyu

Yapılışı:
Tatlıyı yaparken dikkat edilecek husus şerbetin önceden hazırlanmış ve soğutulmuş olmasıdır. Öncelikle şerbeti hazırlamak için tencereye su ve toz şekeri koyup kaynatıyoruz. Kaynayan şerbetin üzerine 1-2 damla limon suyu damlatıyoruz. Altını kapatıp soğumaya bırakıyoruz.

Yumurtaların sarıları ve aklarını ayırıyoruz. Yumuşak margarin ile pudra şekerini ve yumurta sarılarını yoğuruyoruz. Limon kabuğu, un, hamur kabartma tozu ve vanilyayı da ekleyerek yoğurmaya devam ediyoruz. Tamamen pürüzsüz bir doku oluşunca ceviz büyüklüğünde parçalar kopararak yoğuruyoruz.

Kopardığımız parçaların üzerine fındıkları yerleştirerek üst kısımlarını yumurta akına batırarak tepsiye diziyoruz.







Veya benim fındık bulamadığım zamanlarda yaptığım gibi üzerlerine ceviz de yerleştirebiliriz.







Tepsiye dizdiğimiz hamurları fırına sürüp 200 derecede üzeri altın sarısı renk alıncaya kadar (yaklaşık 30 dakika) pişiriyoruz.

Fırından çıkardığımız şekerparelerin üzerine şerbeti gezdiriyoruz. (Hamur sıcak şerbet soğuk). Kalan sosu tepsiye boca ediyoruz.






Şekerpareleri şerbetini çekmesi için bir kenarda dinlendiriyoruz.







Soğuduktan sonra tatlımız hazırdır.

Afiyet olsun.

20 Ekim 2007

KATI MUHALLEBİ















Malzemeler:
1 kg süt
3 kahve fincanı un
3 kahve fincanı toz şeker
1 paket vanilya
½ paket katı margarin

Sosu için:
2 yumurta sarısı
3 kaşık pudra şekeri
2 kaşık kakao
½ paket margarin

Yapılışı:
1 kg. süte un, toz şeker ve vanilya katılarak ocağa konur ve kaynayıncaya kadar karıştırılır. Kaynadıktan sonra ocaktan alınarak içine yarım paket margarin katı halde atılarak 15 dakika boyunca mikserle çırpılır. Hazırlanan muhallebi, dibi çok az suyla ıslatılmış ve tercihen dikdörtgen bir borcama dökülerek buzdolabına kaldırılır.


Muhallebi soğurken diğer yandan sos hazırlamaya başlanır.

2 yumurta sarısı, pudra şekeri ve kakao iyice çırpılır. Daha sonra eritilmiş yarım paket margarin sıcak halde bu karışımın üzerine dökülerek 15 dakika boyunca çırpmaya devam edilir.


Hazırlanan sos dolapta bekleyen muhallebinin üzerine sıcak olarak dökülür.



Buzdolabında en az 3-4 saat beklettikten sonra hindistan cevizi ile süslenip, börek dilimleri gibi kare kesilerek servis yapılır.

Afiyet olsun.