15 Nisan 2008

ŞIPS-PASTE (ÇERKEZ TAVUĞU)

Merhaba,

Geçen gün farkettim, blogumda halvane hariç çerkezlere özgü herhangi bir tarif eklememişim. Şıps ya da diğer adıyla çerkez tavuğu, bizimkilerin bayılarak yaptığı ve yediği bir çerkez yemeği. Ancak bildiğimiz çerkez tavuğundan farklı yapılıyor. Öncelikle bu bir yemek; tavuğu, sosu ve paste adı verilen bulgurla yapılan katı bir malzemeyle birlikte yenen son derece de egzotik bir yemek. İlk defa nişanlı iken eşimin ailesine yemeğe gittiğimde yemiştim. Sosu görünce çorba zannettim ve sofrada kaşık olmadığını söylediğimde herkes çok gülmüştü. Bir de kırniş adında bir çeçen yemeği var. Bir keresinde de-yine nişanlıydım-onu yapmışladı. Sarmısaklı et suyuna batırılarak yenen minicik hamurları görünce kapalı pidenin minyatürüne benzettim ve "bunların içinde kıyma mı var" diye sormuştum. Kırnişi bilenler ne komik bir şey söylediğimi anlarlar. Sonuçta ben de kısa sürede bu yemeklerin, özellikle de kırnişin iflah olmaz bir müdavimi haline geldim.

Çok sık olmamakla birlikte arada sırada evde yapıyorum. Tabii benim yaptığım şıps, en ulu görümcem Gönül Ablanın yaptığının yanından bile geçmiyor. Kırnişi ise hayatta en çok sevdiğim insanlardan biri olan eltim Türkan (çeçen olduğu için) harika yapar. Tarif aynı tarif ama nedense onun yaptığının tadı bambaşka geliyor bana...

Tarife gelince:

Malzemeler:
Şıps için
Parçalanmış ve haşlanmış yarım tavuk
1 orta boy soğan
3 kaşık un
haşlanmış tavuğun suyu
4-5 yemek kaşığı sıvı yağ
2 yemek kaşığı pul biber
1 baş sarmısak

Paste için
1 bardak köftelik (ince) bulgur
1-1,5 bardak su
tuz








Yapılışı:

Öncelikle tavuğu tuz ile suda haşlıyoruz. Daha sonra şıps yapımına geçiyoruz. Kuru soğanı rendeleyip yağda kavuruyoruz ve üzerine unu ve pul biberi ekleyip onu da güzelce kavuruyoruz. Daha sonra tavuk suyundan kavurduğumuz unun üzerine azar azar ekliyoruz. Un iyice açılınca suyu eklemeye devam ediyoruz. Su için bir ölçü veremiyorum ama sosun bozadan biraz daha ince bir kıvamının olması gerekiyor. Aynı kalın bir çorba gibi olacak. Daha sonra sosu kaynamaya bırakıyoruz. İyice pişince de blendırdan geçiriyoruz ki topaklanmalar varsa açılsın. İşte Gönül Abla yaptığında buna hiç gerek kalmıyor, çünkü unu suyla çok güzel açıyor. Sarmısağı dövüp altını kapattığımız şıpsa ekliyoruz.

Burada eklemek istediğim bir şey var: aynı sos farklı olarak pul bibersiz de yapılıyor. Pul biber yağda yakarak sonradan üzerine de gezdirilebilir. Biz her iki şekilde de yapıyoruz.

Diğer yandan pasteyi yapmak için de bulgur, su ve tuzu bir tencerede iyice pişiriyoruz. Bulgur şişip suyunu tamamen çekince altını kapatıp kapağı kapalı olarak biraz bekletiyoruz. Daha sonra haşlanmış ve kalıp haline gelmiş bulguru kaşıkla iyice ezerek şekil verebilecek hale getiriyoruz. Elimizi ıslatıp, avucumuzun içinde köfte gibi yuvarlak şekil vererek servis tabağına diziyoruz. Pastemiz de hazır.

Çorba kasesine sosumuzu, yanına düz tabağa haşlanmış tavuğu alıp, servis yapıyoruz. Paste ve tavuğu şıpsa batırarak yiyoruz.

Afiyet olsun.

12 Nisan 2008

KUZEY'İN ŞATO PASTASI


Merhaba,


Sonunda sınavlar bitti, ben de rahatladım demek isterdim ama maalesef ikinci dönem daha kısa ve dersler daha sıkı olacak. Sonu yokmuş bunun onu anladım. O yüzden bir yandan ders çalışıp bir yandan da diğer faaliyetlerimi aksatmadan yaşamayı öğrenmem lazım bundan sonra.


Gelelim pastaya... bu yıl çoook geç kutlanan bir doğum günü oldu Kuzeyin'ki, ama oğlum sonunda muradına erdi. Hem doğum gününe kavuştu hem de aylardır hayal ettiği şato pastasına. Yapım aşamasında beni en çok kuleler uğraştırdı. Pasta yapımında 4-5 adet hazır pastaban ve hazır pasta kreması kullandım. Pastam çikolata kremalı idi ve arasında da üzümlü draje çikolatalar vardı. Sonuç olarak çocuklar (ve de büyükler) tarafından çok beğenilen bir pasta oldu bu. Ama dediğim gibi kuleler beni çok uğraştırdı. Kulelerini bir gece önceden kağıt havlu rulolarından yaptım. Zaten daha 2 ay öncesinden kağıt havlu kartonlarını biriktirmeye başlamıştım. Etrafını beyaz şeker hamuru ile kapladığım kulelerin üzerini renkli gıda kalemleri ile sarmaşık görüntüsü vererek süsledim.


Bu modeli daha önce bir çok pastane ve yemek sitelerinde görmüştüm. Ancak ben pastayı biraz fazla ıslatmışım, pasta sabaha çöktü ve üzerine küçük yuvarlak yeni bir kat çıkmak zorunda kaldım. Ama sonuç memnun ediciydi. İki katlı şato çok daha havalı oldu. Pastayı gören çocuklar şaşkınlıktan donakaldılar. Ayrıca üst kata da bir kule monte edince görüntü de zenginleşmiş oldu. Şayet bir daha yapmak zorunda kalırsam yine iki katlı yapacağım. Üst katın çökmesini engellemek için tabanına bir plastik (pastabanın paketinden kestim) yuvarlak koyup bunu da alt kata dizdiğim kürdanların üzerine oturttum. Böylece üst kat uzun saatler dayandı. Kuleleri kenarlarından pastaya balla yapıştırdım ve bir süre buzdolabında beklettim.


Kuzeyin doğum gününden bir süre önce de Ayşegül için bir adet Barbie Pasta denemem olmuştu, onu da daha sonraki günlerde yayınlamaya çalışacağım. Şimdilik hoşçakalın.

25 Mart 2008

KABAK TATLISI


Malzemeler:

1 kg ayıklanmış kabak
Toz şeker
1-2 damla limon suyu

Yapılışı:

Kabakları yıkayıp bir karnıyarık tenceresine tek sıra halinde diziyoruz. Üzerine bolca (maalesef ölçü veremiyorum) tamamen kaplayacak kadar şeker koyuyoruz. Daha sonra limon suyunu da ekleyip, kısık ateşte şekerler sulanınca altını açıyoruz. Kaynayınca altını kısıp, kapağını kapatıyoruz. Şekerler tamemen eriyip de suyu kalınlaşıncaya kadar pişirmeye devam ediyoruz. Kabaklar iyice yumuşayınca ateşten alıp soğutuyoruz. Daha sonra kapaklı bir kaba koyup buzdolabında muhafaza ediyoruz. Servis sırasında cevizle süslüyoruz. Afiyet olsunnn...

23 Mart 2008

HEPİ BÖRTDEY TUUUU Mİİİİİİ İYİ Kİ DOĞDUM YAHU !

Sonunda olan oldu ve 34'ü de devirdik işte... Dolu dolu 35 oldum, bugün 36'nın kapısına bir omuz! içeriye bir adım attım. Aman ne iyi oldu. Az önce uyandım ve odamızın kapısında bir not buldum. Kuzey yazmış: "İyi ki doğdun anne, sen olmasan ben ne yapardım". Sonra mutfakta buzdolabının üzerinde de aynı not...İşte budur, en büyük hediyemden en güzel hediyemi almış oldum. Dokuz yıl önce doğum günümü kutladık ve 2 gün sonra da Kuzey geldi. En anlamlı doğum günü hediyesiydi.

Bugün benim günüm deyim yerindeyse doğum günü çocuğuyum-yok olmadı doğum günü kazığı- E iyi ki doğdum yahu!


Şuralarda bir de pasta resmi olacaktı, hah işte geldi. Hadi hep birlikte keselim mi?



Bu dilim de sizin için : geldiğiniz için teşekkür ederim....

22 Mart 2008

IRMAK İÇİN YAPTIĞIM ŞEKER HAMURLU YAŞ PASTA




MERHABAAAAA....

Evet inanılır gibi değil biliyorum ama neredeyse 1 aydır hiç bir şey yazmadım, blogumla ilgilenemedim. Ben yokken neler yaptınız bakalım?

Ben mi, neler yapmadım ki.. Öncelikle çok çok ders çalıştım açıklamak gerekirse, Matematik bitti-Sonra biraz Muhasebe çalıştım yarısından fazlasını hallettim. Daha sonra da işletme derslerimi hallettim. Bu kadar çalışmaya yine de çok iyi sayılmam çünkü deneme sınavlarımda hep 70 civarı alıyorum. Yani çok da iyi değilim bu dersler konusunda...

Aslında bu kadar kısa sürede bu üç dersi bitirebildiğime bile şaşıyorum. Çünkü ben ders çalışmaya çok geç başladım. Yaklaşık 20 yıl sonra tekrar okumaya karar verince insan, planlamaya nerden başlanır nasıl bir dağıtım yapılır buna pek karar veremiyor. Profesyonel yardım da almadım bu arada... Şayet dershaneye gitseydim, her şey çok daha kolay olacaktı ama ben bunun önemini çok geç anladım. Hoş önceden anlasam ne olacaktı, çok bir şey farketmeyecekti çünkü benim için dershaneye falan vakit ayırmak tam bir hayal. Benim okumam bile o kadar büyük bir lüks ki, Hem küçük çocuğum var hem de çalışan bir anneyim. Hafta içi akşamlarımı tahmin edersiniz. Hafta sonu da boş kaldıkça çalışmaya özen gösterdim. Bu arada bir şey farkettim. Ben okuma derslerini çok iyi anlayamıyorum, yani hiç aram yok sözel derslerle... Matematik hem çok zevkli geliyor hem de daha çabuk kavrıyorum.

Her neyse 2 hafta sonra sınavlar başlayacak, ben daha 4 dersin kapağını bile açmadım. Onları da temizleyebildiğim kadarıyla temizleyip kalanlarını bütünlemeye bırakmayı planlıyorum. Başka türlü olmayacak.

Bu arada yemekler pişirildi, fotoğraf çekmek unutuldu, pastalar yapıldı ama yazılamadı. Sonra fotoğraf makinemi 2 hafta kadar önce eltime vermiştim, kardeşinini nikahına giderken almıştı. O arada da yemekler pişirildi ama bu sefer makine yoktu. Zaten 1-2 hafta boyunca doğru dürüst mutfağa da uğranmadı ki...


Neyse canlarım sonuç olarak bugün buradayım, sizlerleyim.Umarım bu kadar ihmali affedebilirsiniz. Bir daha da arayı bu kadar uzatmamaya karalıyım. Öncelikle birikmiş tarfilerden başlayayım dedim. Bu pastayı sömest tatili için Ankara'ya gelen kuzenim Irmak için yapmıştım. Aama bir türlü yayınlamaya fırsat bulamamıştım. Kısmet bugüneymiş ne diyelim...

Yine hazır pandispanya ve krema ile yapılmış bir pasta bu... evde o kadar uğraşıp sonunda iyi bir şeyler çıkaramama belki diye genelde hazır alıyorum, zaten hazır pandispanyalar da çok lezetli... Bir gün yemeye de beklerim :)

24 Şubat 2008

KEREVİZ ÇORBASI


Malzemeler:

2-3 adet orta boy kereviz
1 adet havuç
1 çay bardağı nohut
1 yemek kaşığı un
1,5 lt. Et veya tavuk suyu
1 orta boy kuru soğan
1 çay bardağı sıvı yağ


Yapılışı:

Ben bu sefer çorbayı kereviz dolmasının içinden oyup çıkarttıklarım ziyan olmasın diye yaptım. (Ama çorba bitmeden dolmasını ortaya çıkartmadım) Malum dolma yaptığınız kerevizler eğer iyi cins ise ortası sapasağlam kalıyor ne yapacağınızı şaşırıyorsunuz. Bazen kerevizleri alıp eve getiriyorsunuz ortaları geçmiş. İşte onlar tam da dolmalık kereviz oluyorlar. Neyse gelelim tarife:

Öncelikle nohutumuzu akşamdan biraz tıngırdattığımız ve içinde beklettiğimiz sudan çıkarıp iyice haşlıyoruz. Ben genelde hazırda buzlukta haşlanmış nohut bulunduruyorum. Şayet hazırda haşlanmış nohutunuz varsa o zaman 1 su bardağı kadar haşlanmış nohut bu çorba için yeterli oluyor.

Diğer yandan 1 baş soğan, havuç ve kerevizleri küçük doğranmış bir halde sıvı yağda güzelce kavuruyoruz. 1 yemek kaşığı unu ekleyip kavurmaya devam ediyoruz. Tuzunu da koyup yavaş yavaş (unu açarak) tavuk suyunu eklemeye başlıyoruz. Unlu karışım tamamen açılınca kaynamaya bırakıyoruz.

Tamamen pişen çorbamızı blendırdan geçirerek haşlanmış nohutlarımızı da ekliyoruz. Beş dakika kadar fokurdattığımız çorbamızın altını kapatıyoruz ve isteğe göre ince kıyılmış kereviz yaprakları veya pul biber-nane ile üzerini süsleyerek servis yapıyoruz.

Afiyet olsun.

ÇİKOLATALI TOPLAR


Dün akşam 2 haftadan beri görmeye gidemediğim kayınvalidem ve eltimler (Türkan) geldiler. Biz her pazar günü kayınvalidemi ve anneannemi görmeye gideriz ailecek. Fakat geçen pazar çok kar yağdığı için yolların durumundan dolayı evden çıkamamıştık. Artık bu pazar gideriz diyordum ki onlar bize geldiler. Hasretime dayanamadılar tabi... :) Bu arada Gönül Ablamlar da onlarla birlikte gelmişler, onlar gelmeden bir saat önce de İlknurlar telefon etmişlerdi geliyoruz diye.. Böylece dün akşam curcuna vardı bizim evde... Çayın yanına bir şeyler hazırladık, ayrıca hazır kalabalık varken bir şeker hamurlu yaş pasta denemesi daha yaptık. Hep birlikte süsledik çok zevkliydi. Bu arada aklıma buzlukta daha önceki pasta denemelerimde şekil vermek için kenarlarından kesip buzluğa attığım hazır pastabanlar ve artan küçük kurbişlerim geldi. Ben kek, bisküvi, kurabiye vs. 2-3 tane de olsa artan her şeyi buzlukta bir köşede biriktiriyiorum. Sonuç olarak ortaya bu toplar çıktı.


Malzemeler:

Bir miktar artmış minik kurabiye
Bir miktar artmış kek parçaları
2-3 kaşık portakal reçeli
1/2 çay bardağı süt
1 paket (80 gr.) bitter çikolata
Hindistan cevizi
1 tatlı kaşığı tereyağı


Yapılışı:

Çikolatayı benmari usulü erimeye bırakıyoruz. Çikolata erirken bir yandan da kek ve kurabiyeleri doğrayıcıda çekiyoruz. Erimiş çoklatanın içine tereyağını koyup o da eriyince sütü ekleyip özleşene kadar karıştırıyoruz. Rondodan geçirdiğimiz karışıma çikolatayı ve portakal reçelini karıştırıp iyice yoğuruyoruz. Minik toplar yapıp hindistan cevizine buluyoruz.

Afiyet olsun.