11 Kasım 2008

VEEEE.... BLOĞUM 1 YAŞINDA


Herkese merhaba, uzun süre aşağıdaki çiğ köfte resmini seyrettikten sonra sanırım bu pasta figürü hepimize iyi gelecek :) … Kocaman bir aradan sonra tekrar buradayım. Neler oldu bir bakalım; oğlumla okul düzenimizi oturttuk (içinizden yahu nerdeyse yarıyıl tatili geliyor daha yeni mi oturttun diyenleri duyar gibiyim, ama ne yapalım bu yıl böyle oldu), bloglar kapandı imza kampanyaları yapıldı ben de iki satır eleştireyim dedim ben yazana kadar tekrar açıldı :) neyse imza kampanyasına katıldım bari… Hayatta o kadar geriden geliyorum ki bu aralar, blogumun doğum gününü bile kaçırdım. İnsan kendi elleriyle emek vererek ortaya çıkardığı bir şeyin yıldönümünü kaçırır mı hiç, ben kaçırdım. (Yukarıdaki resimde bir sürü mum var ama biz sadece 1 yaşıdayız, başka resim bulamadım da)

Aslında tüm sorunlar uzun zamandır eve haftada bir temizliğe gelen yardımcı bayanımın işten ayrılmasıyla başladı diyebilirim. Ondan önce hayatımda çocuk-eş-iş-okul-mutfak-ev çokgeni gayet düzenli gidiyordu. İşte ne olduysa hayatıma temizlik-ütü ikilisinin dahil olmasıyla oldu ve düzen alt üst oldu. Oturtana kadar akla karayı seçtim, sanırım bundan sonra da böyle devam edecek çünkü 2 aylık zorlu bir uğraştan sonra yavaş yavaş oturttuğum düzenimi bundan sonra kimseye sırtımı dayamadan devam ettirmeye kararlıyım. Evet bahar temizliği, bayram temizliği derken yılda 3-4 kriz yaşamaya da hazırladım kendimi… Ha bu arada benim dersler de daha başlamadı, o zaman ne olacak, işte onu bilmiyorum…

Gelelim blogumun hikayesine: Geçen sene Ekim ayı civarındaydı sanırım, arkadaşlarla yemekhanede yemek yiyoruz, yemek tarifi sormuş bir arkadaşım onu tarif ediyorum. “Sen bir internet sitesi açsan da biz artık seni yormasak” dedi arkadaşın biri… ben de “aslında bloglar var ben de oralardan çok faydalanıyorum. Ne güzel belki ben de bir tane açabilirim, paylaşılacak çok lezzet var ne de olsa” derken, “e peki adı ne olsun” dendi. Çok düşünmedim Cumartesi günlerini full ama full mutfakta geçiren biri için çok zor olmadı, ismi de ağzımdan dökülüverdiJ Akşam eve gelir gelmez bir heyecan giriş yaptım, şablonlarımı seçtim, olmuştu işte!

İlk zamanlar kafamda o kadar çok yemek ve de arşivimde öyle çok resim biriktirdim ki haftada 5-6 tarif ekledim, yavaş yavaş düzene oturdu… Sonra başka bloglardan arkadaşlıklar kuruldu, en güzeli de buydu bence. Amacım yeni evliler, öğrenciler, çalışan hanımlar ve blog sahipleriyle tariflerimi paylaşmaktı. Unutulmaya yüz tutan ve sadece aile büyüklerimiz tarafından pişirilen yöresel yemeklere de yer vermeye çalıştım. Bir sürü eksiğim var hala ama şu an blogumdan memnunum, imkanım olduğu sürece de yazmaya devam edeceğim. Hatta bir süre sonra kendi internet siteme taşınmayı da düşünüyorum. Sonuç olarak iyi ki aranıza katılmışım diyorum:)


Bugünlük tarif yok ama en kısa zamanda bomba tariflerle geri döneceğim. Kendinize iyi bakın.



20 Ekim 2008

ÇİĞ KÖFTE


Bu aralar çok fena gaza geldim hep zor şeyler yapıyorum. Şimdi benim oğlumun bir huyu vardır, kimden bulaştı bilmem her alışverişe gittiğimizde markette mutlaka bir paket çiğ köfte geçirir eline, bunu alalım mı der. Bense çiğ köfte ve içli köfteyi dışarıda yemeyi sevmiyorum. Her seferinde kuzuma: yok, buradan almayalım ben sana yaparım, diyorum, ama hiç yapmıyorum. Çocuğun canına tak etmiş olmalı ki, babasıyla gittiği marketten çiğ köftelik etle döndüler. Ben de çaresiz oturdum tepsinin başına… Bu çiğ köfteyi yapmayı da unutmuş muyum ne? Ben eskiden hafta sonları sık sık yapardım, ama nedense son yıllarda elim hiç değmedi, bazen anneannemde falan yiyorum ondan herhalde… Çok zor geldi onun için de…
Efendim tarif aşağıdaki gibidir:

4 bardak köftelik bulgur
2 orta boy soğan
200 gr. iyice çekilmiş çiğ köftelik et
4 yemek kaşığı taze dövülmüş kişniş
3-4 yemek kaşığı biber salçası
Bolca isot veya pul biber
Tuz
1 demet maydanoz
1 bağ taze soğan
1 limonun suyu
Kıvırcık veya marul

Öncelikle kuru soğanları küp küp doğrayıp; tuz, kişniş, soğan ve bulguru iyice karıştırıp bulguru kuru bir şekilde yoğurmaya başlıyoruz. Yoğururken bulguru elimize sürterek yoğurursak ellerimiz yara olur. Aynı leğende çamaşır yıkar gibi bulguru bulgura sürterek yoğuruyoruz. En az 20-25 dakika bulguru kuru kuru yoğurduktan sonra yanımıza bir tas içinde su alıyoruz ve arasıra elimizi ıslatarak yoğurmaya devam ediyoruz. Bulgur yumuşamaya başlayınca salça ve biberini ekleyip aynen işleme devam ediyoruz. Elimizi ara sıra ıslatarak yoğuruyoruz. Bulgur tamamen yumuşayınca-ki bu 1 saate yakın sürüyor- eti ve limon suyunu ilave edip yoğurmaya devam ediyoruz. Bulgurların tamamen ezilip merhem kıvamına gelmesi gerekiyor. Maydanoz ve taze soğanı ince kıyıp 1 avuç kadarını bir kenara ayırıyoruz. Kalanları çiğ köftemize ilave edip biraz daha yoğuruyoruz. Sonra cevizden büyük parçalar koparıp avucumuzda sıkarak şekil veriyoruz ve marul döşenmiş tabağa servis yapmak üzere diziyoruz. En üste ayırdığımız taze soğan ve maydonozu serpiştiriyoruz. Bizde çiğ köfte tereyağlı sahanda yumurtaya banarak yenir. Siz de deneyin, bayılacaksınız.

Afiyet olsun…

06 Ekim 2008

İÇLİ KÖFTE


Bayramı ve telaşı geride bıraktık, tatil öylesine uzundu ki yepyeni biri olarak başladım bugün işe… Büyükler işe, küçükler de okula yollandı, yani eski düzene geri dönüldü. Bu arada mutfak hazırlıkları geçen bayramda olduğu gibi yine had safhadaydı diyebilirim. Bu sefer hazırlığımızı İlknur ile birlikte yaptık. Beraberce baklava ve su böreği açtık. Bir gün sonra da yaprak sarmasını hallettim.

Bunlar daha önce tarifini verdiğim lezzetlerdi. Bu bayram daha öncekilerden farklı olarak yemeklerin kralı içli köfte (yani beni çok zorladı da o bakımdan) de yaptık İlknur ile birlikte. İçli köfteyi bu yaz öğrendim. Anneannem büyük bir beceriyle yıllar yılı bize yaptı, ancak son yıllarda yaş itibariyle yaparken zorlandığı için artık yavaş yavaş öğrensem iyi olacaktı. İlk yapmaya başladığım gün çok ama çok zorlandım. Anneannemden yediğim azarların da haddi hesabı yoktu yani.. İtiraf edeyim ki hayatımda yaptığım ennnnn zor yemekti bu... Mantılar, baklavalar, su börekleri yanında bile geçemez: Saatlerce yoğur, sonra aç-ama ne açmak! İyice ince açınca yırtılmaya başlıyor, yok yırtılmasın dersen de acayip kalın oluyor, aynı benim gibi :) . Üstelik önünüzdeki dağ gibi hamurdan minik minik koparıyorsunuz ya saatlerce bitmek bilmiyor... Bu üçüncü yapışım, epey ilerleme kaydettim. Artık fotoğraftakinden bile ince açabiliyorum, aynı zamanda hızım da arttı-daha kısa sürede yapıyorum. Bu bayram anneannem bana gelişinde ikram ettim çok beğendi. Benim anneannem Mardin’li olduğu için ben size o yörede yapılan çeşidini tarif edeceğim. İçli köfte 2 şekilde yapılıyor: haşlama ve kızartma… Ben kızartmalık olanını öğrendim. Yapımına gelince…

Malzemeler:

6 su bardağı köftelik bulgur
250 gr çiğ köftelik et
2 yemek kaşığı taze dövülmüş kişniş
1 yumurta
2 tane haşlanıp ezilmiş patates
1 kg kıyma
2 orta boy kuru soğan
1 su bardağı iri dövülmüş ceviz içi
Tuz
Karabiber
Yarım demet maydanoz

Yapılışı:

Öncelikle bulgurlara taze dövdüğümüz kişnişleri ve tuzunu koyup iyice harmanlıyoruz. Daha sonra 2 bardak sıcağa yakın ılık suyla ıslatıp üzerini örtüyoruz. 1-2 saat bekleyecekler- bu arada biz içini hazırlayalım.

Kıyma ve soğanı iyice kavurduktan sonra altını kapatıp, tuzunu, karabiberini, cevizi, ince kıyılmış maydanozu ekleyip güzelce karıştırıyoruz. İçimiz hazır.

Diğer yandan patatesleri haşlayıp, kabuklarını soyup iyice eziyoruz. Dinlenmiş bulgurlarımıza patates ve yumurtayı ekleyip yoğurmaya başlıyoruz.

Çiğ köfte bulguru gibi öncelikle bir süre kuru kuru yoğuruyoruz. Daha sonra arada sırada elimize ufak miktarda su dökerek yoğurmaya devam ediyoruz.

Yoğurma işlemi süresince bol bol su kullanacağız ama elimize azar azar dökerek ve yoğurup bulgura suyu yedirerek devam edeceğiz. Tüm yoğurma işlemi boyunca yaklaşık 4 bardak kadar su kullandım. 2 bardak suyu kullanınca bulgur yarı yarıya zaten yumuşamış ve yoğrulmuş olacaktır.

Bu aşamada iyice çekilmiş çiğ köftelik etimizi bulgura katıyoruz. İyice yedirdikten sonra yoğurma işlemine azar azar su katarak devam ediyoruz.

Bulgur artık yoğurulamaz duruma gelinceye kadar, yani artık tepsiye yapışan bulguru yoğurmak iyice zorlaşınca tamam demektir. Bulgurdan tahminen ceviz büyüklüğünde parçalar kopartıp yuvarlıyoruz. Açma işleminde avucumuzun içini ve parmağımızı sürekli olarak suyla ıslatıyoruz ki biraz incelince bulgur avucumuza yapışmasın veya parçalanmasın.


İşaret parmağımızı ıslatıp hamurun ortasına bastırıyoruz ve avucumuzun içinde döndürerek açmaya başlıyoruz. İyice ince olunca içine ağzına kadar dolacak şekilde kıymalı içten koyup yine sık sık ıslattığımız elimizle üst kısmını örselemeden birleştiriyoruz. Yavaş yavaş avucumuzda yassı bir şekil veriyoruz. Daha sonra kızgın yağda güzelce kızartıp peçete üzerinde yağını biraz süzdürdükten sonra servis yapıyoruz.

Şayet hemen kızartmayacaksanız 1-2 gün buzdolabında üzeri örtülü ve de birbirine değmeyecek şekilde dizdiğiniz bir kapta muhafaza edebilirsiniz. Ya da benim yaptığım gibi daha sonra kullanmak üzere derin dondurucuda saklayabilirsiniz. Ama sakın mikrodalgada çözdürmeyin ve iyice çözülmeden de kızartmayın.

Afiyet olsun.

29 Eylül 2008

HAYIRLI BAYRAMLAR


27 Eylül 2008

ŞÜKÜRLER OLSUN-GEÇTİM :)

2.sınıfa geçtim, alttan ders bırakmadan direkt geçtim hem de ...

Bütünlemeye kaldığım 5 dersin hepsini de vermişim. Korktuğum olmadı ve başardım.

Şükürler olsun...

26 Eylül 2008

KADİR GECENİZ MÜBAREK OLSUN

24 Eylül 2008

GÜVEÇTE TÜRLÜ

İşte yine buradayım, kuzumu uyuttum pc nin başına geçtim. Fotoğraf arşivime bir baktım ki daha yayınlamadığım 1-2 tane yaz yemeği var, ya hemen yazacağım ya da önümüzdeki yazı bekleyeceğim. Eee seneye kim öle kim kala değil mi? O halde yavaş yavaş eritmek lazım… Bu türlüyü en son geçen hafta yaptım ancak yapım aşamasını fotoğrafladığım halde pişmiş halini görüntülemeyi unutmuşum, elimdeki görüntülerle idare edeceğiz artık…

Türlü bizde yazın sık sık yapılır, ben de çok seviyorum. Hem yapımı da kolay, sebzeliğe bakıyorum her sebzeden birer ikişer tane artmış-hemen türlü yapıyorum. Tabii güveçte türlünün de ayrı bir tadı var. Ben genelde ölçüsüz yapıyorum ama size yine de göz kararı bir tarif vermeye çalışacağım.

Malzemeler:

250 gr kuzu kuşbaşı
250 gr. taze fasulye
2 adet patlıcan
2 adet kabak
1 adet patates
3 adet rendelenmiş domates
1 büyük baş soğan
5-6 diş dövülmüş sarımsak
Tuz

Yapılışı:

Öncelikle etleri güvecin dibine diziyoruz, üzerine küp kestiğimiz soğanları döşüyoruz. Üzerine de kenarlarını keserek ayıklayıp yıkadığımız taze fasulyeleri diziyoruz. Daha sonra kabuklarını alacalı kesip doğradığımız patlıcanları koyup, üzerine de soyup yıkadığımız patatesleri yayıyoruz. En üste kabakları soyup doğruyoruz. Dikkat ederseniz sebzeler en zor pişenden en kolay pişene doğru sıralanıyor. Pişmesi uzun zaman alan malzemeler diğerlerine göre daha altta kalacak. Şayet fırında yapacaksanız bu sıralamaya gerek yok, çünkü fırında ısı güvecin her yerine temas ediyor. Biz ocakta pişireceğiz, aslında güvecin özelliği diğer tencerelere göre ısıyı içinde eşit olarak dağıtması ama ocakta bu bir yere kadar oluyor. O yüzden sıralama çok önemli, aksi takdirde fasulyeler henüz tam pişmemişken kabaklar pişe pişe ortadan kaybolabiliyorlar… Neyse sebzeleri dizdikten sonra rendelenmiş domates, tuz ve dövülmüş sarımsakları da güvecin en üstüne döküyoruz. Gördüğünüz gibi yağ ve su yok… Etin yağı ve fasulyelerin salacağı su bize yetecek. Salça da yok, onun yerine domates var, doğal takılıyoruz…

Güvecimizi ocağa koyup altını iyice açıyoruz. Fokurdamaya başlar başlamaz, çok ama çok kısık bir ateşte ağzı kapalı olarak pişmeye bırakıyoruz. Burada en önemli nokta güvecin ağzı hiç hava almayacak, benim güveç kabımın kapağı yok ama çok uyan bir cam kapağım var. Uygun kapak bulamazsanız önce folyo ile güvecin ağzını tamamen kapatıyoruz ve üzerine de herhangi bir kapak geçiriyoruz. Güveci 2-3 saat unutunuz, ev işi yapabilirsiniz bu arada veya alışveriş daha iyi fikir… En az 2,5 saat pişecek, ben geçen gün saat tuttum 2 saat 45 dakikada işlem tamamdı… Ateşini iyi ayarlamak lazım yeterince kısık olmazsa, etler dibine tutabilir.

Pişen güvecimizin altını kapatıp ağzını açıyoruz. Güveç altı kapandıktan sonra 10 dakika kadar fokurdamaya devam edecektir. Fokurdaması geçince çok hafifçe sebzeleri örselemeden bir alt üst yapabilirsiniz. Aman kabağa dikkat, pişince çok kırılgan oluyor, lapa haline gelmesi işten bile değil. Bol bol yiyebilirsiniz, kalorisi düşük ve inanılmaz hafif, sağlıklı bir yemek yaptık. Haydi, afiyet olsun.