27 Aralık 2007

GERİDE KALAN BAYRAM TELAŞI


Bir bayramı daha geride bıraktık. Bayram öncesinde hummalı hazırlıklar yapıldı, zeytinyağlı sarma sarıldı, tavuklu börek yapıldı, baklava açıldı. Yemeğe kalacak misafirler içinden önceden zeytinyağlı barbunya pişirildi. Bayram öncesi son cumartesi günü mutfakta sonuna kadar değerlendirildi. O gün mutfakta olduğumu bilenler hem yardıma hem de sohbete geldiler. Kimi bulaşık yıkadı, kimi mutfağı topladı, kimi de çocukların peşinden koştu; bir yandan da karnımızı doyurmak için saatlik yemekler pişirildi (mesela sulu köfte), çocuklar doyuruldu. Evde bir süredir ayıklanmayı bekleyen bazı sebzeler pişirildi (örneğin kapuska). Akşama gelen eşler yiyecek yerine yorgun argın eşler buldular. Arefe günü temizlik yapıldı, bayram için çikolata alındı, vesaire vesaire...

Aslında hep düşünmüşümdür, bayram evet zevkli ve güzel bir şey ama bayram hazırlığı ve telaşı hele hele hazırlık aşamasında kalabalıksanız bence çok daha güzel. Evet bu bayram öncesi bir de bebek katıldı aramıza, o da ayrı bir bayram telaşıydı sanki...

Bayram sabahı tertemiz-derli toplu evde güzel bir kahvaltı yapıldı, giyinip süslenildi ve bayramlaşıldı. Daha sonra büyüklere ziyarete gidildi. Bayramda herkes uzun zamandır görmedikleri ile hasret giderdi. Hele bu bayram Ankara dışında olan neredeyse tüm yakınlarımız Ankara'daydı. Uzun zamandır özlenen yeğenler büyümüş, birbirimizle hasret giderdik. Herkes birbirini ziyaret etti, tam evden çıkacakken misafirlere yakalanıldı, Yarım saat önce gittiklerinizle başka mekanda yine karşılaşıldı.

Ankara'dayken haftada iki kez görüştüğümüz, ancak daha sonra İstanbul'a taşınan arkadaşlarımız da Ankara'ya geldiler. Tam bir güllaç tutkunu olan arkadaşlarımıza güllaç yapıldı.

Tabii bu arada blogla ilgilenilemedi, bu koşuşturma arasında fırsat olmadı. Pişirilen yemeklerin bir çoğunun resmi çekilemedi...

Sonunda bayram arkasında tatlı bir yorgunluk bırakarak geçti gitti... Gelenler yavaş yavaş dönmeye başladılar, bazıları çoktan gitti, herkes normal hayat koşuşturmasına kaldığı yerden devam etti. Pazartesi sabahı yorgun ve isteksiz gözlerle, çocuklar okula götürüldü-ayaklarımız geri geri giderek işe başlandı. Sizi bilmem ama bu bayram sonu ben kendimi yaz tatilinden dönüyormuş gibi hissettim... Ama eğer hayatımızdaki koşuşturma ve telaş olmazsa tatillerin de bir anlamı olmaz öyle değil mi?

Tarif mi? Bir çoğu önceden yayınladığım tariflerdi zaten. Kalanları en geç bu hafta sonuna kadar yayınlamaya çalışacağım.

Cumartesi görüşmek üzere...

Kendinize iyi bakın. :)

4 yorum:

Melek* dedi ki...

çok güzel bayram koşturmacaları arefeler yorgunlukla geçer :) ama tatlı yorgunluk işte...

nino dedi ki...

ay bayram bizim hastalikla gecti halada bisi yapasim yok :( senin bayramliklarin yaninda bende bisicik yoktu bu bayram :(

Adsız dedi ki...

İyi bayramlar arkadaşım....
Çok zengin bir kadın, Doga üstü güçlere inanırdı ve Ünlü kahinin müdavimlerindendi.Karşılıklı oturuyorlardı. Önlerindeki suya baktı kahin; kaşları çatıldı, gözbebekleri büyüdü, alt dudagı düştü, kafasını kaldırıp ona baktı ''Çok üzgünüm!'' dedi. Bir an için duraksadı, belli ki söylemek istemiyordu. ''Ne'' dedi kadın ısrarla. Kahin ''Suda yarını göremiyorum!'' dedi. Yıkılmıştı kadın. Medyum bugüne kadar hiç yanılmamıştı.
Yarın olmadıgına göre bu gece ölecekti. Ne yapmalıydı? Evine gitti; vasiyetini yazdı ve biraz televizyon izledi. Uykusu gelmişti. Son gecesiydi ve ne yapacagını bilmiyordu. En iyisi uyumaktı. Böylece uyurken hiçbirşey hissetmezdi.
Yatagına uzandı,derin bir uykuya daldı.Uyandıgında güneş yeni dogmuştu, kuş sesleri geliyordu.
''Cennette miyim?'' diye düşündü. Herşey gece bıraktıgı gibiydi. Kalktı; sabahlıgını giydi ve salona indi. Herşey normal gözüküyordu. Kahin bu kez yanılmış mıydı acaba? Kapıdaki gazeteyi aldı ve gözü bi habere ilişti.
Manşette şöyle yazıyordu: ''Ünlü kahin öldü.''

nino dedi ki...

sagliklili mutlu huzurlu hayirli bir yeni yil dilerim
yeni yilda tum istekleriniz gercek olsun

sevgiler
nino